Reklam
Ben Duydum

Türkiye’de Vergi Yükü

Türkiye’de Vergi Yükü
Reklam

Türkiye’de Vergi Yükü

Verginin ödenmesi mikro açıdan gerçek ve tüzel kişilerin gelirlerinin, makro açıdan toplumun gelirlerinin özel kesimden kamu kesimine aktarılmasıdır.

Vergi doğrudan karşılığı olmayan bir ödemedir ve ödeyenin şimdiki ve gelecekteki harcanabilir gelirinde bir azalmaya yol açar.

Bu durumdan mükellef hem maddi olarak hem de psikolojik olarak etkilenmektedir.

Verginin ödenmesi mükellefler üzerinde ölçülemeyen (sübjektif) veya ölçülebilen (objektif) bir yük yaratır.

Vergilemede adalet ve eşitlik kavramı temel vergi prensiplerindendir.

Kamu hizmetlerinden sağlanan faydaya göre mi vergi alınması gerektiği, yoksa vergi ödemek dolayısıyla katlanılan fedakârlık ve ödeme iktidarlarına göre mi vergi alınacağı sorununu ele alan fayda, ödeme gücü ve iktidar teorileri de vergi yükünün bireyler arasında nasıl dağıtılacağını incelemiştir.

Bunun yanında vergilerin tüm ekonomiye etkisi yine vergi yükü ile ilgilidir.

Yani hem vergi teorisi hem de kamu maliyesi vergi yükü sorunu ile ilgilenmektedir.

Ödenen vergi ile gelir arasındaki oranı ifade eden vergi yükü, bir ekonomide gelişme, kalkınma, ekonomik denge ve adil gelir dağılımı gibi ekonomi politikası amaçlarına uygun vergi politikalarının belirlenmesi açısından önem taşır.

Bireysel Vergi Yükü: Bireyin ödediği vergilerin bireyin gelirine oranıdır (Bireyin ödediği tüm vergiler/Bireyin geliri).

Net Vergi Yükü= (Ödenen tüm vergiler – Kamu hizmetlerinden sağlanan yarar) / Gelir

Toplam Vergi Yükü: Bir ülkede ödenen vergilerin toplum gelirine (millî gelire) oranıdır (Ödenen vergiler/ Millî gelir).

1965 yılından 2016 yılına kadar seçilmiş bazı OECD ülkelerinin toplam vergi gelirlerinin GSYH’ya oranı verilmiştir.

Bu oran, toplam vergi gelirlerinin GSYH içindeki yüzdesini cari piyasa fiyatlarıyla hesaplamaktadır.

Söz konusu oran aslında bize ülkelerin makro vergi yükünü gösterir.

Genellikle bu oran politika tartışmalarının konusu olmakta ve ulusal ekonomik performansın bir göstergesi olarak da kabul edilmektedir.

Toplam vergi gelirlerinin GSYH’ya oranının 1965 yılından 2016’ya kadar sürekli arttığını gözlemleyebiliriz.

Söz konusu dönemde, OECD ortalaması da %24,8’den %34,3’e yükselmiştir.

2005 yılından sonra ise birçok ülkede vergi yükünde artış olmadığı gibi düşüşler meydana gelmiştir.

2014 ile 2016 yıllarını karşılaştırdığımızda, seçilen ülkeler içinde Türkiye dâhil yedi ülkede vergi gelirlerinin GSYH’ya oranı artarken, dört ülkede toplam vergi yükü azalmış, iki ülkede ise değişiklik olmamıştır.

Vergi yükünün ülkeler arasında ciddi farklılıklar gösterdiği görülür.

Örneğin, 2016 yılında, İsveç ve Danimarka gibi ülkelerde vergi yükü %45’leri bulurken, İrlanda’da bu oran %25’in altındadır.

Türkiye’yi bazı OECD ülkeleri ile karşılaştırdığımızda, Türkiye’deki toplam vergi yükü diğer ülkelerden (İrlanda hariç) düşüktür.

Türkiye’de vergi yüküne baktığımızda, 1975 yılında sosyal güvenlik harcamaları dâhil %13,5 olan oran 2016 yılında %27,2’ye çıkmıştır.

Toplumların devletten talep ettiği mal ve hizmetlerin miktar ve çeşidinde artışlar meydana gelmiştir.

Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik hizmetlerine olan talepler bütün dünyada artmıştır.

Sosyal devlet anlayışı daha geniş çapta kabul görmektedir.

Daha fazla hizmet talebi devletlerin bu hizmetleri karşılamak için daha yüksek miktarlarda vergi almasına dolayısıyla vergi yüklerinin zaman içerisinde yükselmesine yol açmıştır.

Vergi yükü 2000’li yıllardan itibaren sosyal güvenlik gelirleri hariç %20’lerde sosyal güvenlik gelirleri dâhil %25 oranlarında gezinmektedir.

Bu oran AB üyeleri ile karşılaştırıldığında, göreceli (nispeten) düşük fakat ABD’den yüksektir.

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ