Reklam
Ben Duydum

Küresel Krizin Türk Ekonomisi Üzerine Etkileri ve Alınan Tedbirler

Küresel Krizin Türk Ekonomisi Üzerine Etkileri ve Alınan Tedbirler
Reklam

Küresel Krizin Türk Ekonomisi Üzerine Etkileri ve Alınan Tedbirler

Küresel Kriz borsayı, döviz kurları, dış ticareti, ekonomik büyümeyi, istihdam ve işsizlik gibi birçok ekonomik ve sosyal değişkeni etkilemiştir.

Krizi etkileri ve krize karşı alınan tedbirlerin detaylarına kısaca göz atalım.

Küresel Krizin Türk Ekonomisine Etkileri

Küresel kriz etkilerini ilk olarak ulusal borsalarda göstermiştir.

İMKB-100 (şimdi BİST) endeksi, 2007 yılı boyunca yukarı yönlü bir trend izlemişken, 2008 yılının başından itibaren bu trend aşağı yönlü olmuş ve 2008 Aralık’ında son iki yılın en düşük değerleri gerçekleşmiştir.

Borsa (İMKB-100) endeksi 2009 Mart ayından itibaren yükselmeye başlamıştır.

Genel kabul ise krizin etkilerinin 2009 yılı sonlarından itibaren hafiflemeye başladığı yönündedir.

Krizin etkilerinin incelenmesinde önem taşıyan bir diğer değişken döviz kurlarıdır.

Türk ekonomisinin 2002 yılından itibaren gösterdiği ekonomik performans, 2008 yılı başlarına kadar TL’nin dolar ve Avro karşısında değer kazanmasına yol açmıştır.

2008 Nisan ayından itibaren ise döviz kuru dalgalı bir seyir izlemiştir.

Küresel krizle mücadelede uygulanan para politikası önlemlerinin başında merkez bankalarının faiz oranlarını düşürmesi gelmiştir.

Bu politika, vadeli mevduat faiz oranlarının da düşmesine yol açmıştır.

Yukarıda belirttiğimiz gibi, küresel kriz daha sonra bazı ülkelerde borç krizine dönüşmüş ve bankacılık sektörü de krize girmiştir.

Bu durum karşısında TCMB 2011 yılında finansal istikrarı koruma hedefini öne alarak karşılık oranlarını yükseltme kararı almıştır.

Bunu, bankaların yüksek riskli kredi verme ve müşterilerin de aynı şekilde fon kullanma iştahına sınırlama getirici bazı kararların alınması takip etmiştir.

Krizin finans sektörü üzerindeki etkileri, kuşkusuz reel sektörü de etkilemiştir.

Nitekim Türk ekonomisi 2001 krizinin ardından ilk kez 2008’de krizinin etkisiyle 2008’in 4’üncü çeyreğinde negatif büyüme gerçekleşmiştir.

Peş peşe 4 çeyrekte gerçekleşen negatif büyümelerden sonra 2009’un 4’üncü çeyreğinde pozitif büyüme gerçekleşmiştir.

Özellikle 2010 ve 2011 yıllarında yıllık bazda yaklaşık %9 civarındaki büyüme ile dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri arasına girmiştir.

İşsizlik oranı 2009’daki %14’ten %9-10 bandına geri dönmüştür.

Krizin etkisiyle ortaya çıkan toplam talepteki daralma, enflasyon oranının 2009 yılında düşmesine neden olmuş; ancak takip eden yıllarda enerji ve emtia fiyatlarındaki aşırı artışın yanı sıra iç ve dış talebin yeniden artmasıyla birlikte enflasyon yeniden yükselme eğilimine girmiştir.

Net kamu borç stoku rakamsal olarak artsa da borçlanma maliyeti düşmüş ve vadesi epeyce uzamıştır.

Ayrıca, ağırlıklı olarak sabit faizle, ulusal para birimi üzerinden yapılan borçlanmanın millî gelire oranı hem iç hem de dış borçlarda epeyce gerilemiştir.

Nitekim toplam kamu kesimi net borç stokunun GSYH’ya oranı, 2002’deki %62’lik seviyesinden 2010 yılında %29 seviyesine gerilemiştir.

Son olarak, dış ticaret hem ihracat hem de ithalat olarak daralmış, düşük ekonomik büyüme nedeniyle ithalattaki azalma daha büyük olduğu için, dış ticaret açığı da krizle birlikte ciddi olarak daralmıştır.

2010 yılından itibaren, ekonomi canlanmaya başlayınca hem ihracat hem de ithalat hızla artmaya başladığı için, bu defa cari işlemler açığı da hızla rekor düzeylere yükselmiştir.

Nitekim cari açığın büyüklüğü, 2011 yılında 77 milyar dolar ile GSYH’nın yaklaşık %10’una ulaşmıştır.

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ