Reklam
Ben Duydum

Türkiye’de Ulusal Gelir, Gelir Dağılımı ve Yoksulluk

Türkiye’de Ulusal Gelir, Gelir Dağılımı ve Yoksulluk
Reklam

Türkiye’de Ulusal Gelir, Gelir Dağılımı ve Yoksulluk

Ülke ekonomileri karşılaştırılırken ülkelerin yarattıkları hasılaları (gelirleri) ölçmeye yarayan makroekonomik göstergelere sıkça başvurulmaktadır.

“Ülke mevcut üretim faktörü stokuyla belirli bir dönemde ne kadar mal ve hizmet üretebilmektedir?” sorusuna cevap vermemizi sağlayan bu göstergeler, hepinizin bildiği Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH), Gayri Safi Millî Hasıla (GSMH) ve kişi başına GSYH’dır.

Ulusal gelir istatistikleri üretim, harcama veya gelir yöntemleriyle hesaplanabilmektedir.

Genelde kayıt dışı ekonomik faaliyetler nedeniyle, üretim yönünden yapılan ulusal gelir hesaplamalarına daha çok güvenilmektedir.

Ülke ekonomilerinin performanslarını ölçmede kullanılan bir diğer makro gösterge de büyüme hızıdır.

Günümüzde bu göstergelerdeki performans açısından bakıldığında, Türkiye ekonomisi sıralamalarda hep üst basamaklarda yer almaktadır.

Dünya Bankası tarafından kişi başına gelir esas alınarak yapılan sınıflandırmada, Türkiye üst-orta gelir grubunda yer alan ülkelerden birisidir.

Ancak, yakın geçmişe dönüp baktığımızda, örneğin 30 yıl önce de Türkiye’nin aynı kategoride yer aldığını görmekteyiz.

Elbette 30 yıl öncesine göre, Türkiye, daha fazla mal ve hizmet üretebilmektedir.

Diğer taraftan, bu süreçte Türkiye’nin nüfusu da artmıştır.

O hâlde sadece üretilen mal ve hizmetlerin miktarının artmış olması, bir başka ifadeyle büyüme, tek başına gelişmiş bir ekonomi, refah toplumu olmak için yeterli koşul değildir.

Türkiye ekonomisine genel olarak bakıldığında, ekonomik büyüme açısından istikrarsız bir görünüm sergilediği görülmektedir.

1945, 1960, 1980 ve 2001 yıllarını dönüm noktaları olarak aldığımızda, günümüzde 5. dalgalanma dönemini yaşadığımız söylenebilir.

Her bir dönemde birbiri ardına gelen yükseliş ve daralma hareketleri adeta ekonomimizin gelişme karakteristiğini oluşturmuştur.

Bir ekonomi her yıl örneğin %3 seviyesinde büyürse, 24 yıl sonra GSYH’sı iki katına ulaşacaktır.

Ancak, bu durum, o ülkede yaşayanların tamamının refahının iki kat artacağı anlamına gelmez.

Yaratılan gelirin veya üretilen mal ve hizmet miktarının büyüklüğü kadar onun bölüşüm biçimi de önem taşımaktadır.

Toplumda gelir eşitsizliklerinin fazla olması ve yoksulluğun yaygın olması, ekonomik büyüme ve kalkınma açısından büyük önem taşımaktadır.

 

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ