Reklam
Ben Duydum

Türkiye’de Gelir Dağılımı Araştırmaları ve Sonuçları

Türkiye’de Gelir Dağılımı Araştırmaları ve Sonuçları
Reklam

Türkiye’de Gelir Dağılımı Araştırmaları ve Sonuçları

Türkiye ekonomisinin gelişim sürecinde gelir eşitsizliği daima önemli bir sorun olmuştur.

Özellikle 1980’li yıllarda dışa açılma sürecinde iç ticaret hadlerinin tarım sektörünün aleyhine dönmesi ve geçimini tarımdan sağlayan kesimin reel gelirlerindeki azalma, gelir eşitsizliklerini artırmıştır.

1988 yılından itibaren hızla yükselen enflasyon, ücretli maaşlı çalışan kesimlerin reel gelirlerini aşındırmıştır.

1961 Anayasası’na giren sosyal devlet kavramı çerçevesinde gelir eşitsizliklerinin azaltılmasına yönelik politikaları oluşturma görevi tanımlanmış, bu amaçla Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından hazırlanan Kalkınma Planlarında politika öncelikleri arasına gelir eşitsizliklerini azaltma da girmiştir.

1963 yılında DPT bünyesinde yapılan ilk kapsamlı gelir dağılımı araştırmasından günümüze kadar birçok araştırma yapılmıştır.

Farklı yöntemler kullanılan bu araştırmalarda elde edilen sonuçlar Tablo 2.7’de sunulmuştur.

Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), 2011 yılında Kalkınma Bakanlığı’na dönüştürülmüş, 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi kapsamında yapılan değişikliklerle Kalkınma Bakanlığı diğer bakanlıklılarla birleştirilmiş, bakanlığın önceki yetki ve sorumluluklarının büyük bir bölümü Cumhurbaşkanlığı Strateji ve
Bütçe Başkanlığına devredilmiştir.

Gelir dağılımı eşitsizliği Gini katsayısına göre yorumlandığında, 1963’ten (0,55) 1968’e (0,56) kısmi bir bozulma olmuştur.

Daha sonraki yıllarda ise sürekli bir iyileşme göstererek Gini katsayısı 1987’de 0,43’e kadar düşmüştür.

Ancak 1994 yılına gelindiğinde gelir dağılımında ciddi bir bozulma meydana gelmiş ve 0,49 değerini almıştır.

2002 yılı için hesaplanan Gini katsayısında ise tekrar 1987 yılı seviyesine bir geri dönüş yaşanmıştır.

2003 ve 2004 yıllarında sırasıyla 0,42 ve 0,40’a gerileyen Gini katsayısı, 2005 yılında 0,38’e düşerek son kırk yılın en iyi seviyesine ulaşmıştır.

TÜİK, 2006 yılından itibaren gelir dağılımı istatistiklerini üretmek üzere Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’nı uygulamaya başlamıştır. 0

Bu çalışmalardan elde edilen sonuçlar bireysel ve fonksiyonel gelir dağılımı başlıkları altında aşağıda değerlendirilmektedir.

TÜİK, gelir dağılımı eşitsizlik ölçüsü olarak Gini katsayısı, yüzdelik gelir dilimleri, yüzde payları (P80/P20) ve Lorenz eğrisini yayımlamaktadır.

Yüzde payları göstergesi (P80/P20) ile zaman içinde gelirden en çok pay alan ile en az pay alan grupların değişimini izlemek mümkün olabilmektedir.

Bu oranın büyük çıkması eşitsizliğin giderek arttığını, küçük çıkması ise azaldığını ifade etmektedir.

Gelir ve Yaşam Koşulları araştırmasının sonuçları her yıl yayımlanmaktadır.

Verilere TÜİK veri tabanından ulaşmak mümkündür (http://www.tuik.gov.tr).

Fertler eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelirlerine göre küçükten büyüğe doğru sıralanarak 5 gruba ayrıldığında; “İlk %20 ’lik grup” geliri en düşük olan grubu, “Son
%20’lik grup” ise geliri en yüksek olan grubu tanımlamaktadır.

Bu grupların toplam gelirden aldıkları paylar gelir dağılımı eşitsizliği hakkında bilgi vermektedir.

Yüzde payları (P80/P20) analizi, son (en zengin) %20’lik grubun toplam gelirden aldığı payın ilk (en yoksul) %20’lik grubun toplam gelirden aldığı paya bölünmesi formülü ile hesaplanır.

Bu analiz ile geliri daha yüksek olan son %20’lik grubun,  geliri düşük olan ilk %20’lik gruba göre toplam gelirden kaç kat daha fazla pay aldığı gösterilir.

Hanehalkı ya da fert açısından gelir, üretime yapılan katkı karşılığında belirli bir sürede elde edilen değerlerin toplamı olarak tanımlanabilir.

Bu gelirler faaliyet gelirleri (maaş, ücret, yevmiye ve müteşebbis gelirleri) veya faaliyet dışı gelirleri (gayrimenkul (kira geliri), mülk geliri, sosyal transferler ve haneler arası karşılıksız transferler) kapsamaktadır.

Bir ekonomide yaratılan GSYH’nın paylaşımı, gelirin oluşmasını sağlayan bireyler arasında olabileceği gibi, bu oluşuma katkı sağlayan üretim faktörleri, bu geliri oluşturan sektörler veya ülkenin çeşitli bölgeleri arasında da olabilir.

Bu açıdan gelir dağılımı; fonksiyonel, kişisel, sektörel ve bölgesel gelir dağılımı şeklinde sınıflandırılmaktadır.

Aşağıda Türkiye ekonomisi için 2006 yılından günümüze kişisel, fonksiyonel ve bölgesel gelir dağılımı göstergelerinin nasıl seyrettiği değerlendirilmektedir.

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ