Reklam
Ben Duydum
SON HABERLER

22:59 Aşağıdakilerden hangisi stok hesaplarına ilişkin denetim riskinin değerlendirilmesinde kullanılan prosedürlerden biri değildir?

22:58 Aşağıdakilerden hangisi menkul kıymetlerin denetiminde uygulanabilecek bir maddi doğrulama prosedürü değildir?

22:57 BDS 315 İşletme Çevresini Tanımak Sureti ile Önemli Yanlışlık Risklerinin Belirlenmesi ve Değerlendirilmesi standardına göre, risk değerlendirme prosedürleri yukarıdakilerden hangisini/hangilerini içerir?

22:54 Aşağıdaki işlemlerden hangisi stokların finansal tablolar açısından önemli olması durumunda stok hesaplarının denetimi ile ilgili olarak yanlıştır?

22:52 Aşağıdakilerden hangisi BDS 570 İşletmenin Sürekliliği Standardı’na göre, denetçinin denetim çalışmasını tamamlarken değerlendirebileceği işletmenin sürekliliği ile ilgili tehdit oluşturabilecek durumlardan biri değildir?

22:51 Aşağıdakilerden hangisi bağımsız denetim çalışmasında denetçinin amaçları arasında yer almaz?

22:50 Aşağıdakilerden hangisi iç kontrol sisteminden etkilenmez?

22:49 Aşağıdaki denetim prosedürlerinden hangisi maddi duran varlıklar için uygulanabilecek bir kontrol testidir?

22:48 Denetçi, müşteri işletmenin kiralamış olduğu binada aydınlatma sisteminin tamamen yenilenmesine dair yapmış olduğu harcamayı gider olarak kaydettiğini tespit etmiştir. Denetçinin tespit etmiş olduğu bulgu sadece bu bilgi ışığında aşağıdaki yönetim beyanlarından hangisine aykırıdır?

22:47 Varlıkların, işletmenin tasarruf ve kontrolünde olup olmadığına dair test edilen yönetim beyanı aşağıdakilerden hangisidir?

Türkiye’de Gelir Dağılımı

Türkiye’de Gelir Dağılımı
Reklam

Türkiye’de Gelir Dağılımı

Gelir dağılımı eşitsizliği Gini katsayılarına göre yorumlandığında, 1963’ten (0,55) 1968’e (0,56) kısmi bir kötüleşme olmuştur.

Daha sonraki yıllarda ise sürekli bir iyileşme göstererek, Gini katsayısı 1987’de 0,43’e kadar düşmüştür.

Ancak 1994 yılına gelindiğinde, ekonomide yaşanan krizin (Nisan 1994 Krizi) de etkisiyle gelir dağılımında ciddi bir bozulma meydana gelmiştir.

1987’de 0,43 olarak hesaplanan Gini katsayısı 1994’te 0,49’a yükselmiştir.

2002 yılı için hesaplanan Gini katsayısında ise tekrar 1987 yılı seviyesine olumlu bir dönüş söz konusudur.

2003 ve 2004 yıllarında sırasıyla 0,42 ve 0,40’a gerileyen Gini katsayısı, 2005 yılında 0,38’e düşerek son kırk yılın en iyi seviyesine ulaşmıştır.

2006 yılından itibaren aynı yöntemle hesaplanan Gini değerine baktığımızda, 2009 yılındaki bozulmanın dışında 2015 yılına kadar gelir eşitsizliğinde azalma trendi görülmektedir.

2016 yılından itibaren ise Gini değeri tekrar 0,40’ın üzerine çıkmış, gelir eşitsizliği artmaya başlamıştır.

Gelirden en az pay alan %20’lik nüfus diliminin 2006 yılında %5,1 olan payı, 2017 yılında %6,3 seviyesine yükselmiştir.

Fonksiyonel dağılım açısından bakıldığında, günümüzde (2017) Türkiye’de gelirden en çok payı maaş ve ücret gelirlerinin aldığı, son yıllarda transfer gelirlerinin payının ise yükseldiği görülmektedir.

Müteşebbis gelirlerinin payındaki azalmaya karşı, transfer gelirlerinin payının yüksekliği dikkat çekmektedir.

Yerleşim yerlerine göre gelir dağılımı verilerine bakıldığında, gelir eşitsizliğin en çok arttığı bölge İstanbul’dur.

Akdeniz bölgesi, Gini katsayısının en yüksek olduğu ikinci bölgedir.

 

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ