Reklam
Ben Duydum
SON HABERLER

07:05 Aşağıdaki durumlardan hangisinin gerçekleşmesi hâlinde denetim sözleşmesinin yenilenmesi/güncellenmesi gerekmez?

07:02 Denetçi denetim süresince tespit ettiği bir iç kontrol yetersizliği ile ilgili olarak aşağıdaki gerekliliklerden hangisine uymak zorunda değildir?

07:00 Denetim şirketinin ve personelinin, mesleki standartlara ve yürürlükteki mevzuat hükümlerine uyduğuna ilişkin kendisine ve denetim şirketi veya sorumlu denetçi tarafından düzenlenen raporların, içinde bulunulan şartlara uygun olduğuna ilişkin kendisine makul güvence sağlayan sistem aşağıdakilerden hangisidir?

06:58 Türkiye Muhasebe Standartları’na göre hazırlanmış finansal tabloların Bağımsız Denetim Standartları’na uygun olarak denetimini yürütecek bir denetçinin aşağıdakilerden hangisi hakkında görüş vermesi beklenmez?

06:57 Denetçinin dürüstlük, tarafsızlık ve mesleki şüphecilik içinde hareket etmesini teminen, mesleki muhakemesini olumsuz etkileyebilecek tesirlerden ari olarak görüş açıklamasına ne denir?

06:55 Denetçinin aşağıdaki hususlardan hangisine ilişkin alacağı karar, mesleki muhakemesini kullanmasını gerektirmez?

23:40 Denetim kanıtlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

23:37 Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun (KGK) yayınlamış olduğu Bağımsız Denetim Yönetmeliği’ne göre, denetim faaliyetinde bulunmak isteyenlerin denetçi olarak yetkilendirilmesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

23:33 Ord. Prof. Dr. Cahit Arf

00:50 2021/3 DÖNEMİ SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK STAJA GİRİŞ SINAVINA İLİŞKİN DUYURU

Türkiye Ekonomisi / Hayvansal Ürünler Üretimi

Türkiye Ekonomisi / Hayvansal Ürünler Üretimi
Reklam

Hayvansal Ürünler Üretimi

Canlı hayvan üretimi ile bunlardan elde edilen ürünler arasında temel bir fark vardır.

Canlı hayvan üretimi sırf tarımsal bir faaliyet iken, bunlardan elde edilen ürünlerin üretimi daha ziyade endüstriyel bir faaliyeti gerektirir.

Özellikle tarımda modern işletmeciliğin ve buna bağlı üretim sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte başlı başına bir sektör hâline gelen gıda sektörü, aynı zamanda imalat sanayisinin ilk sırada yer alan önemli bir sektörüdür.

Dolayısıyla, tarımsal ürünler denildiğinde, salt bir tarımsal faaliyetten değil, aynı zamanda endüstriyel/ mühendislikle ilgili bir faaliyetten de bahsedildiğinin anlaşılması gerekir.

Türkiye’de toplam hayvansal üretimin %63’ü canlı hayvan üretiminden oluşurken, kalan %37’si hayvansal ürünlerden oluşmaktadır.

Fakat bunların pazarlanabilirlik oranlarına bakıldığında, hayvansal ürünlerin çok daha önde oldukları, yani pazar sürecine daha entegre oldukları görülmektedir.

Zira canlı hayvan üretiminde pazarlanan değer oranı yaklaşık %40 düzeyinde iken, bu oran hayvansal ürünlerde %77 seviyesindedir.

Bu nedenle canlı hayvan sayılarında zaman içerisinde meydana gelen rakamsal değişmeler, bunlardan elde edilen ürünlerin miktarı ve değeri ile tam olarak ilişkili olmayabilir.

Nitekim 2002-2017 yılları arasında Türkiye’de koyun ve keçi sayıları ciddi oranda artmış ve bu artış söz konusu hayvanlardan elde edilen et üretimine de yansımıştır.

Hayvansal ürünlerin dünya genelinde ve Türkiye’deki durumuna bakıldığında; dünya genelinde kişi başına ortalama günlük toplam protein tüketimi 81 gram olup, bunun 36 gramı (%33’ü) hayvansal kaynaklı proteinlerden oluşurken; ABD ve AB ülkelerinde hem ortalama protein tüketimi hem de bunda hayvansal kaynakların oranı dünya ortalamasının çok üzerindedir.

Buna karşılık, Afrika ülkelerinde bu değerler dünya ortalamasının bir hayli altında kalmaktadır.

Türkiye’de ise toplam protein tüketimi gelişmiş ülkelere yakın iken (100 gram), hayvansal protein miktarı dünya ortalamasının çok az üzerindedir.

Dünyada ortalama yıllık kişi başına et tüketimi 40 kg olup; bunun 15,1 kg’ı domuz eti, 12,6 kg’ı kanatlı hayvan eti, 9,6 kg’ı sığır eti, 1,9 kg’ı koyun ve 0,8 kg’ı diğer etlerden temin edilmektedir.

Kırmızı Et (Sığır Eti) Üretimi

Dünya süt üretiminin tamamına yakınını, et üretiminin ise %24’ünü tek başına sağlayan sığır, besin maddesi üretiminde büyük paya sahiptir.

Bu durum sığırın biyolojik avantajlarından kaynaklanmaktadır.

Türkiye için son 27 yıldaki kırmızı et üretimi verileri incelendiğinde; 1990-2005 döneminde hem toplam olarak hem de alt bileşenler itibarıyla istikrarsız bir görünüm arz ettiği, 2005 sonrasında ise üç kata yaklaşan büyük bir artış kaydettiği anlaşılmaktadır.

Toplam kırmızı et üretiminin %88’ini oluşturan sığır etindeki artış bu dönemdeki büyük değişimin önemli kaynağıdır.

Nitekim sığır eti üretimi 2005 yılında 400 bin ton civarından 2017 yılında 1,1 milyon tonun üzerine çıkmıştır.

Sığır eti üretiminin alt bileşenlerine bakıldığında ise kültür ve kültür melezi ırklarına ait et üretiminin son 27 yılda hızla arttığı, buna karşılık, yerli sığır eti üretiminin iyice azaldığı anlaşılmaktadır.

Buna göre, 1990’ların başında sığır eti üretiminin yarısından fazlası yerli ırklara ait iken, bu oran bugün yaklaşık dörtte bir düzeyindedir.

Küçükbaş hayvanlardan elde edilen kırmızı et üretimine bakıldığında ise 1991 yılında koyun ve keçilerden elde edilen toplam et miktarı 149 bin ton iken, bu rakamın 2017 yılında 139 bin tonda kaldığı görülmektedir.

Bu süre zarfında hem koyun eti üretimi hem de keçi eti üretimi oldukça istikrarsız bir seyir izlemiştir.

Ele alınan dönemde toplumun satın alma gücünde meydana gelen büyük artış ve ev dışında yemek yeme alışkanlığının hızla yaygınlaşmasıyla birlikte; genel olarak et talebinde, özel olarak da koyun eti talebinde büyük artış olmuş, ancak üretimin aynı düzeyde artmaması nedeniyle fiyatlar hızla yükselmiştir.

Dokuzuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı Hayvancılık Özel İhtisas Komisyonu Raporuna göre, sığır ve koyun etinin talebi ile arzı arasında giderek artan büyük bir talep fazlalığı (arz yetersizliği) bulunmaktadır.

Özellikle küçükbaş hayvancılık sektöründe ortaya çıkan bu arz yetersizliğinin oluşmasında etkili olan faktörler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

• Türkiye’de koyun ve keçi eti üretiminin genellikle modern işletmecilik usullerine uygun olarak yapılmaması,

• Buna bağlı olarak (biraz da doğası gereği), hastalıkların yıldan yıla hayvan sayılarını ve üretimi sık sık değiştirmesi,

• Üretimde ölçeğin çok küçük, etkinsiz, dolayısıyla maliyetlerin yüksek olması,

• Üretici ile tüketici arasındaki aracıların rekabetçi bir yapıya sahip olmamasından ötürü, yüksek rantı ellerinde bulundurmaları,

• Tarımsal nüfusun hızla şehre göç etmesinden dolayı, köyde yetiştirici nüfusun azalması,

• Mera arazilerinin giderek azalması ve kalitesinin zayıflaması; buna karşılık ciddi bir ıslah politikasının devreye sokulamamış olması,

• Çoğunlukla aile işletmeciliği şeklinde yürüdüğü ve kayıtların itinalı bir şekilde tutulmadığı için, istatistiklerin güvenilirlik düzeyinin zayıf olması.

Son olarak Türkiye’de 2017 yılsonu itibarıyla et üretiminin hayvan türlerine göre dağılımına bakıldığında, toplam kırmızı et üretiminin yaklaşık %88’i sığır etinden, %9’u koyun etinden, %3’ü ise keçi etinden ibarettir.

Dolayısıyla kırmızı et üretiminde sığır etinin payı oldukça baskındır.

Sığır etinin 27 yıl önce (1991) kırmızı et üretimindeki payı yaklaşık üçte iki oranında idi.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ