Reklam
Ben Duydum

TÜRK TARIM SEKTÖRÜNÜN AB ORTAK TARIM POLİTİKASINA UYUMU

TÜRK TARIM SEKTÖRÜNÜN AB ORTAK TARIM POLİTİKASINA UYUMU
Reklam

TÜRK TARIM SEKTÖRÜNÜN AB ORTAK TARIM POLİTİKASINA UYUMU

Avrupa Birliği (AB) Ortak Tarım Politikasının (OTP) temelleri 1958 yılında atılmış ve Birliğin ilk ortak politikası olmuştur.

Üye ülkelerin tarım politikalarını siyasal ve ekonomik anlamda bütünleştirmeyi hedefleyen bu politika demetinin amaçları aşağıdaki gibi sıralanabilir:

• Üretim standartlarını ve tarım teknolojisini geliştirmek,

• Tarımsal üretim araçlarının etkili kullanımını sağlamak,

• Avrupa’daki tarımsal üretimin verimliliğini artırmak,

• Piyasalarda istikrarı sağlamak,

• Ürün arzının güvenliğini sağlamak,

• İşgücünün optimal kullanımını sağlamak,

• Gelir artışı sağlamak,

• Fiyata dayalı haksız rekabetin önüne geçmek.

Bununla birlikte OTP üç temel ilke üzerine inşa edilmiştir.

Bu ilkeler ve ilkelerin kapsamı ise şu şekilde özetlenebilir:

• Tek tarım pazarı ilkesi:

Bunun anlamı, AB’ye üye ülkeler arasında tarım ürünlerinin serbest dolaşımının önündeki tüm engellerin kaldırılması ve tarımsal ürünlerin piyasa koşulları içerisinde alınıp satılabileceği tek bir pazarın oluşturulmasıdır.

• Topluluk tercihi ilkesi:

Bu ilke ile ithal ikameci bir anlayış içerisinde, öncelikle AB’ye üye ülkelerin tarım ürünlerinin tüketilmesi ve söz konusu yerli ürünlerin ithalata karşı korunması sağlanarak, AB tarım ürünleri ihracatının geliştirilmesi hedeflenmektedir.

• Ortak mali sorumluluk ilkesi:

Bu ilke doğrultusunda AB’de OTP’ye ilişkin tüm harcamalar, üye ülkeler tarafından ortaklaşa karşılanacaktır.

Bu amaçla, 1962 yılında AB bütçesi içerisinde Tarımsal Yönlendirme ve Garanti Fonu (FEOGA) oluşturulmuştur.

Avrupa Birliği OTP çerçevesinde, Türkiye ile AB’nin tarım politikaları karşılaştırıldığında yapısal birçok farklılık görülmektedir.

Bunlardan ilki demografik farklılıklardır.

İlk olarak, Türkiye’de işgücünün yaklaşık %19’u, AB’de ise %5’i tarım sektöründe istihdam edilmektedir.

İkinci farklılık, Türkiye’nin tarımsal destek sisteminin çok dağınık yapılı ve yüksek maliyetli olması, AB’nin ise doğrudan ödeme yöntemini kullanıyor olmasıdır.

Türkiye 2000 yılından günümüze dört pilot bölgede doğrudan gelir desteği uygulasa da AB ile Türkiye’nin bütçe gelirlerini tarımla uğraşan kesim arasında dağıtması konusunda büyük bir farklılık bulunmaktadır.

Yine, AB destek mekanizmalarını, ürünlerin kalitesi ve bölgenin gelişmişlik düzeyine göre ayarlayabilirken, Türkiye’de böyle bir ayarlama söz konusu değildir

Türkiye’deki üretici örgütleri de AB’deki örnekleri kadar organize değildir.

Bunun yanı sıra, AB’nin kapsamlı kırsal kalkınma çalışmalarına karşılık, Türkiye’de hem devlet hem de özel sektör tarafından kırsal kalkınma ile ilgili kapsamlı yapısal politika uygulamaları yoktur.

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ