Reklam
Ben Duydum
SON HABERLER

07:05 Aşağıdaki durumlardan hangisinin gerçekleşmesi hâlinde denetim sözleşmesinin yenilenmesi/güncellenmesi gerekmez?

07:02 Denetçi denetim süresince tespit ettiği bir iç kontrol yetersizliği ile ilgili olarak aşağıdaki gerekliliklerden hangisine uymak zorunda değildir?

07:00 Denetim şirketinin ve personelinin, mesleki standartlara ve yürürlükteki mevzuat hükümlerine uyduğuna ilişkin kendisine ve denetim şirketi veya sorumlu denetçi tarafından düzenlenen raporların, içinde bulunulan şartlara uygun olduğuna ilişkin kendisine makul güvence sağlayan sistem aşağıdakilerden hangisidir?

06:58 Türkiye Muhasebe Standartları’na göre hazırlanmış finansal tabloların Bağımsız Denetim Standartları’na uygun olarak denetimini yürütecek bir denetçinin aşağıdakilerden hangisi hakkında görüş vermesi beklenmez?

06:57 Denetçinin dürüstlük, tarafsızlık ve mesleki şüphecilik içinde hareket etmesini teminen, mesleki muhakemesini olumsuz etkileyebilecek tesirlerden ari olarak görüş açıklamasına ne denir?

06:55 Denetçinin aşağıdaki hususlardan hangisine ilişkin alacağı karar, mesleki muhakemesini kullanmasını gerektirmez?

23:40 Denetim kanıtlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

23:37 Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun (KGK) yayınlamış olduğu Bağımsız Denetim Yönetmeliği’ne göre, denetim faaliyetinde bulunmak isteyenlerin denetçi olarak yetkilendirilmesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

23:33 Ord. Prof. Dr. Cahit Arf

00:50 2021/3 DÖNEMİ SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK STAJA GİRİŞ SINAVINA İLİŞKİN DUYURU

ÖRGÜT KURAMLARININ DOĞUŞU VE TARİHSEL GELİŞİMİ / Birinci Evre (1)

ÖRGÜT KURAMLARININ DOĞUŞU VE TARİHSEL GELİŞİMİ / Birinci Evre (1)
Reklam

ÖRGÜT KURAMLARININ DOĞUŞU VE TARİHSEL GELİŞİMİ (1)

Birinci Evre (1)

1800’lerin sonlarına gelindiğinde, aynı yüzyılın ilk yıllarındaki küçük ölçekli ve basit örgütsel yapılardan, ekonomik olarak varlıklarını giderek daha fazla hissettiren daha büyük ölçekli örgütlere geçildiği görülür.

20. yüzyılın ilk yıllarında ise örgütler, ekonomik ve siyasi yaşamdaki etkileri ve görece daha karmaşık yapıları nedeniyle, yönetimleri ile ilgili daha fazla soruya cevap aranmasını zorunlu hâle getirmiştir.

20. yüzyılın ilk yarısında farklı sosyal bilim alanlarında belirli tip örgütleri konu alan çalışmalar yapılmıştır.

Örneğin, suç bilimciler hapishaneleri, siyaset bilimciler parti yapılarını ve devlet kurumlarını, iktisatçılar firmaları, endüstriyel sosyologlar fabrikaları ve işçi sendikalarını ele aldıkları çalışmalar yürütmüşlerdir.

Ancak bu çalışmalarda araştırılan birim bir örgüt olsa bile, araştırma amacı örgütleri anlamaya ve açıklamaya yarayacak genellemeler yakalamak veya bu yöndeki bilgiyi düzenlemek ve test etmek değildir.

Odaklandıkları konu genel olarak örgütler değil, özel olarak hapishaneler, partiler, fabrikalar veya sendikalardır (Scott, 2003).

Sadece ilgili olduğu sosyal bilim alanındaki özel sorulara cevap aramak üzere yürütülen bu araştırmaların bazı sonuçları, yönetim yaklaşımlarını
geliştirmede katkı sağlamışsa da bu dönemde bağımsız bir bilimsel çalışma alanı olarak “örgüt kuramı” alanından -henüz- bahsedilemez.

20. yüzyılın ilk yarısında dikkati çeken bazı yaklaşımlar, 1950’lerden sonra örgüt kuramı alanının belirginleşmesi sürecinde referans noktaları olarak
kullanılmıştır. Bu yaklaşımlar, temelde üç ayrı disipliner kökenden beslenerek geliştirilmiştir (Üsdiken ve Leblebici, 2001; Sargut ve Özen, 2007):

• Etkili ve verimli yönetimin nasıl olması gerektiği ile ilgili kurallar sunma amacı taşıyan ve genellikle Kuzey Amerika ile Avrupa’daki uygulayıcıkuramcıların çalışmalarından oluşan “idari” köken;

• Örgütlerdeki birey ve grup davranışlarını inceleyen ve daha sonra İnsan İlişkileri Yaklaşımı adıyla gelişen davranışçı çalışmaların yer aldığı “psikolojik” köken;

• Örgütlerin yapısal analizine odaklanan ve Kuzey Amerika’dan katkı sağlayan “sosyolojik” köken.

F.W. Taylor ve H. Fayol’un tanınmış isimler olarak öne çıktığı fakat Urwick, Gulick, Mooney ve Reiley gibi isimlerin de temsilcisi olduğu idari köken içinde, temel olarak örgütlerde etkinliğin ve verimliliğin nasıl artırılabileceğine odaklanan çalışmalar yürütülmüştür (Üsdiken ve Leblebici, 2001).

“Uygulamacı” olarak adlandırılabilecek bu isimler, “işleri gerçekleştirirken, makinelere ek olarak, insan unsurunu nasıl daha etkin ve verimli şekilde kullanabiliriz?”, “en iyi örgüt yapısını ve yönetim tarzını nasıl oluşturabiliriz?” sorularına yönelmişlerdir.

Bu araştırmalarda makine-insan ilişkilerinde ve işlerin tasarımı ve birleştirilmesinde rasyonellik ana hareket noktalarıdır.

Bilimsel yönetim yaklaşımını geliştiren Taylor, mühendis ve yönetici kimliğiyle, kendi çalıştığı işletmede ve bulunduğu diğer işletmelerde gözlemlediği düzensizlik, israf ve kötü yönetimin düzeltilmesi ile ilgili görüşlerini 1911 yılında yayınladığı “Bilimsel Yönetimin İlkeleri” (Principles of Scientific Management)
adlı eserinde ele almıştır.

Uzmanlaşma, iş bölümü, planlama ve programlamanın etkili yönetimin temelini oluşturduğunu belirten Taylor, bilimsel yönetimin gereklerini dört temel ilkede toplamıştır; ona göre bu ilkeler, yöneticilerin görevi olarak tanımlanmalıdır (Koçel, 2011):

• Her iş için bilimsel yöntem ve ilkeler belirlenmelidir,

• Çalışanların bilimsel yöntemlerle seçilmesi, eğitilmesi ve geliştirilmesi gereklidir,

• Çalışanların da bu yöntemleri benimsemesi sağlanmalıdır,

• Yönetimle ilgili sorumluluklar çalışanlar üzerinden alınarak yönetim sorumluluğu hâline getirilmeli, çalışan ve yönetim arasında net bir iş ve sorumluluk bölümü yapılmalıdır.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ