Reklam
Ben Duydum
SON HABERLER

07:05 Aşağıdaki durumlardan hangisinin gerçekleşmesi hâlinde denetim sözleşmesinin yenilenmesi/güncellenmesi gerekmez?

07:02 Denetçi denetim süresince tespit ettiği bir iç kontrol yetersizliği ile ilgili olarak aşağıdaki gerekliliklerden hangisine uymak zorunda değildir?

07:00 Denetim şirketinin ve personelinin, mesleki standartlara ve yürürlükteki mevzuat hükümlerine uyduğuna ilişkin kendisine ve denetim şirketi veya sorumlu denetçi tarafından düzenlenen raporların, içinde bulunulan şartlara uygun olduğuna ilişkin kendisine makul güvence sağlayan sistem aşağıdakilerden hangisidir?

06:58 Türkiye Muhasebe Standartları’na göre hazırlanmış finansal tabloların Bağımsız Denetim Standartları’na uygun olarak denetimini yürütecek bir denetçinin aşağıdakilerden hangisi hakkında görüş vermesi beklenmez?

06:57 Denetçinin dürüstlük, tarafsızlık ve mesleki şüphecilik içinde hareket etmesini teminen, mesleki muhakemesini olumsuz etkileyebilecek tesirlerden ari olarak görüş açıklamasına ne denir?

06:55 Denetçinin aşağıdaki hususlardan hangisine ilişkin alacağı karar, mesleki muhakemesini kullanmasını gerektirmez?

23:40 Denetim kanıtlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

23:37 Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun (KGK) yayınlamış olduğu Bağımsız Denetim Yönetmeliği’ne göre, denetim faaliyetinde bulunmak isteyenlerin denetçi olarak yetkilendirilmesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

23:33 Ord. Prof. Dr. Cahit Arf

00:50 2021/3 DÖNEMİ SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK STAJA GİRİŞ SINAVINA İLİŞKİN DUYURU

ÖDEMELER BİLANÇOSU (2)

ÖDEMELER BİLANÇOSU (2)
Reklam

ÖDEMELER BİLANÇOSU (2)

Finans hesabı ise dış finansal varlık ve yükümlülük hareketlerini kapsamaktadır.

Finans hareketleri, bir ülkenin dış finansal varlıkları ve yükümlülüklerindeki değişimler ile bu değişimlerin karşılıklı kayıtlarını içermektedir.

Finans hesabında, doğrudan yatırımlar, portföy yatırımları, finansal türevler, diğer yatırımlar ve rezerv varlıkları kayıt altına alınmaktadır.

Hatırda tutulması gereken bir nokta da takip edilen kur politikasıyla resmî rezerv değişimleri arasındaki ilişkidir.

İki uç döviz kuru sistemi olan sabit ve dalgalı kur sistemine veya bu sistemlerden birisine daha yakın olan bir kur politikasına (ara sistem) göre uluslararası resmî rezervlere duyulan ihtiyaç da değişlik gösterecektir.

Sabit kur sisteminin takip edildiği bir ekonomide resmî rezervlere duyulan ihtiyaç en üst düzeyde olurken, dalgalı kur sisteminde rezervlere daha az ihtiyaç duyulmaktadır.

Dolayısıyla uygulanan kur politikası sabit kur sistemine yaklaştıkça rezervlere duyulan ihtiyaç artmakta, buna karşın dalgalı kur sitemine yaklaştıkça rezervlere duyulan ihtiyaç azalmaktadır (Seyidoğlu, 2009, s. 313-326; Dornbusch vd., 2004, s. 313-315).

Türkiye’de ödemeler bilançosu verilerini Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası hazırlamaktadır.

Bankanın hazırlamış olduğu veriler, bankacılık sistemindeki döviz kayıtları, döviz alım ve satım yetkisine sahip kurumlarından elde edilmektedir.

Söz konusu veriler, uluslararası kayıt sistemine uygun olarak hazırlanır.

Ödemeler bilançosu esas alınan para birimi ABD dolarıdır (kitabımızda “ABD doları” ifadesi yerine “dolar” ifadesi kullanılmıştır).

Bu sayede ülke verileri uluslararası karşılaştırmalar daha uygun hâle gelmektedir.

Türkiye planlı dönemle birlikte (1963 yılından sonra) dış ekonomik ilişkilerde ve ödemeler bilançosunda dengenin sağlanması için daha bilinçli politikalar izlemeye başlamıştır.

Bu kapsamda hazırlanan beş yıllık kalkınma planları ve 15 yıllık uzun vadeli planlarda belirlenen politikalar uygulanmıştır.

Fakat söz konusu politikalardaki hedefler gerçekleştirilememiştir (Karluk, 2007, s. 471-272).

1970’li yıllardan itibaren Türkiye ekonomisinde döviz darboğazı ortaya çıkmıştır.

Petrol fiyatlarının 1973’ün sonundan 1974’e kadar olan dönemde dört katına çıkması da Türkiye’nin ithalatını ve dolayısıyla dövize olan talebini artırmıştır.

Türkiye cari işlemler hesabındaki açığı kapatmak için yurt dışından kısa vadeli olarak borçlanmıştır.

Kısa vadeli borçlar arasında ilk uygulaması 1967’de başlayan dövize çevrilebilir mevduat (DÇM) önemli
yer tutmaktadır.

Kısa vadeli borçlanmanın önemli sakıncalar taşıması sebebiyle DÇM uygulaması 1979’da yürürlükten kaldırılmıştır.

Döviz kuru, kalite, marka, patent, knowhow, inovasyon gibi alanlarda söz sahibi olmayan, sadece fiyat yönünden avantajı bulunan mal ve hizmet üreten ülkeler
bakımından dış ticaretin artırılmasında en önemli enstrümandır.

Bu bakımdan Türkiye’nin ihraç ettiği malların önemli bir kısmında bu özellik geçerli olup, dış talebin fiyat esnekliği oldukça yüksektir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ