Reklam
Ben Duydum

Nüfusun Eğitim Özellikleri

Nüfusun Eğitim Özellikleri
Reklam

Nüfusun Eğitim Özellikleri

Eğitim, işgücünün daha nitelikli hâle gelmesini sağlayarak beşerî (insani) sermayeyi geliştirir.

Eğitimle nitelik kazandırılmış nüfus (beşerî sermaye), en az fiziki sermaye kadar önemli bir faktördür.

İşgücünün niteliği genelde eğitim düzeyi (diploma) ile ölçülmektedir.

İşgücünün niteliğini sadece alınan diploma ile ölçmek yanıltıcı olabilmekte, diploma kadar iş başında alınan eğitim, kullanılan teknoloji ve edinilen deneyim ve kazanımlar da nitelik açısından önemlidir (Kepenek ve Yentürk, 2010, s. 420).

Yapılandırılmış (formel) eğitimin yanı sıra yarı-yapılandırılmış (nanformel) eğitim ve yapılandırılmamış (informel) öğrenmeyi de kapsayan yaşam boyu öğrenme yaklaşımı, bireylerin sürekli öğrenmeyi hayatlarının bir parçası hâline getirmesini sağlamaktadır.

Bir ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınmasında beşerî sermayenin geliştirilmesi nitelikli ve istikrarlı bir eğitim ile mümkün olmaktadır.

Türkiye’de eğitim ve öğretim anlamında Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze önemli ilerleme sağlanmış olsa da gelişmiş ülkelerin düzeyi henüz yakalanamamıştır.

1927’de %10’lar düzeyinde olan okuryazarlık oranı 2017’de %97’ye yükselse de hâlâ kadın nüfusun %4,9’u okuryazar değildir (TÜİK, 2017).

Türkiye’de yaklaşık 11 milyon kişinin okula hiç gitmediği ve/veya zorunlu eğitim süresini tamamlayamadığı görülmektedir.

2,3 milyon kişi ise okuma yazma bilmemekte ve bunların büyük bir bölümünü kadınlar oluşturmaktadır.

Buna karşılık nüfusun yaklaşık %13’ü (10.340.326 milyon kişi) yüksekokul ve üstü eğitime sahiptir.

Türkiye’de, gelişmiş ülkelere kıyasla daha hızlı artan nüfus, eğitim açısından yeni derslik, öğretmen, personel, araç-gereç vb. ihtiyacını artırmaktadır.

Bir taraftan artan nüfusun eğitim ihtiyacını karşılamak, diğer taraftan eğitim kalitesini yükseltmek daha fazla kaynak gerektirmektedir.

Bir diğer önemli bir husus, ülkenin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının niteliği ile eğitim sonucu mezun olanların niteliklerinin uyuşmamasıdır (Özkaplan, 2008).

Türkiye’de eğitim politikasının sürekliliği olan bir stratejiye göre oluşturulamaması, eğitimde önceliklerin ve sistemlerin sürekli değişmesi, eğitim çıktılarına olumsuz yansımaktadır.

Eğitim sektörü ile bu sektörün çıktılarını kullanacak sektörler ve kamu kurumları arasında tam bir eşgüdüm olmaması, eğitimli işsizlerin büyük boyutlara ulaşmasına katkıda bulunmaktadır.

Bu noktada, Millî Eğitim Bakanlığı, üniversiteler ve eğitimle ilgili sivil toplum kuruluşlarının eğitim çıktılarını kullanan sektörler ve bakanlıklar arasında insan kaynağı planlaması ve nitelikli işgücü ihtiyacını karşılamak için uzun vadeli iş birliği ve stratejik planlar gereklidir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ