Reklam
Ben Duydum

Liberal Döneme Geçiş

Liberal Döneme Geçiş
Reklam

Liberal Döneme Geçiş

II. Dünya Savaşı yıllarında devletin Millî Korunma, Varlık, Çiftçiyi Topraklandırma Yasaları ile Toprak Mahsulleri Vergisi uygulamaları sonucunda geniş halk kitlelerinin yaşam standartları düşmüş ve halkın mevcut siyasi iktidara karşı hoşnutsuzluğu artmıştır.

18 Ocak 1940 tarihli 3780 sayılı Millî Korunma (Müdafaa) Kanunu, Savaş koşullarında ekonominin üzerindeki baskıları denetim altına alabilmek, özellikle gıda zorluklarını gidermek üzere çıkartılmış ve Hükûmete üretim ve dağıtımla ilgili özel yetkiler vermiştir.

Çiftçiyi Topraklandırma Kanun tasarısının Meclis’te görüşülmesi sırasında baş gösteren parti içi muhalefet sonucunda, Adnan Menderes ve Fuat Köprülü CHP’den ihraç edilmişlerdir.

Bu karara karşı çıkan Refik Koraltan ve Celal Bayar’ın da Parti’den (CHP’den) istifa etmesiyle oluşan muhalefet, çok partili hayata geçiş izninin verilmesiyle 7
Ocak 1946 tarihinde Demokrat Parti’yi kurmuşlardır.

Yeni kurulan Parti, siyasi iktidarı devletçi ekonomi politikasından dolayı sert bir şekilde eleştirmeye başlamış ve parti programında ekonomik devletçiliğe yer vermemiştir.

Demokrat Parti, ülkede çekilen ekonomik sıkıntıların ve yoksulluğun sebebini devletçi politikalara bağlayan yoksul halk kitleleri, savaş zenginleri, özel sermaye sahipleri ve büyük toprak sahiplerinden destek görmüştür.

Demokrat Parti, liberal politikalar izlenmesini öngören bir programa sahipti ve ekonomik kalkınmanın özel sektöre dayanacağını öne sürmekteydi.

21 Temmuz 1946 tarihinde yapılan ve açık oy, gizli sayıma dayanan ilk genel seçimler sonucunda Demokrat Parti 465 milletvekilliğinden 62’sini kazanmış ve böylece Türkiye Cumhuriyeti’nde yasal olarak çok partili hayat başlamıştır.

Seçim sonrasında Şükrü Saraçoğlu Hükûmeti istifa ederek onun yerine Recep Peker Hükûmeti kurulmuştur.

Fakat bu Hükûmet de büyüyen dış ticaret açıkları, ABD’den beklenen yardımların gelmemesi ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün 12 Temmuz 1947 tarihinde muhalefete destek vermesi üzerine istifa etmiştir.

Yeni kabineyi Hasan Saka kurmuştur.

Anti-devletçi politikaların kamuoyunda benimsenmesi ve toplumdan gelen baskılar sonucunda Saka Hükûmeti de 15 Ocak 1949’da görevden ayrılmıştır.

CHP’nin iktidarda kaldığı 27 yıllık dönemin son hükûmetini Şemsettin Günaltay kurmuştur.

14 Mayıs 1950’de yapılan seçimler sonucunda toplam oyların %53’ünü alan Demokrat Parti, tek başına iktidar olmuş ve Parti’nin 1946 yılından itibaren
yürüttüğü anti-devletçi program, Adnan Menderes Hükûmeti ile birlikte iktidara gelmiştir.

Menderes Hükûmeti’nin göreve başlamasıyla devletçi politikalar terk edilmeye başlanmış ve ekonomide liberal bir dönem başlamıştır.

Türkiye’de 1947 Kalkınma Planı (Vaner Planı) ile başlatılan; ithal ikamesi yerine ihracatı teşvik, sanayi yerine tarımı teşvik ve kamu kesimi yerine özel
kesimi tercih eden liberal dönem, 1958 İstikrar Kararlarının yürürlüğe girmesine kadar devam etmiştir.

II. Dünya Savaşı’nın son bulmasıyla Batı’yla olan ekonomik ve politik ilişkilerin gelişmesi sonucunda Türkiye Batılı ülkelerin önerilerine uygun olarak ekonomi politikalarını değiştirmiştir.

1950 yılından sonraki dönemde yeni bir ekonomi politikası uygulamaya konmuştur.

1950-1960 dönemi altyapı yatırımcılığı dönemi olarak bilinir.

Önemli karayolları, su, liman ve enerji projeleri bu dönemde gerçekleştirilmiştir.

Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle birlikte özel sektör önemli bir gelişme göstermiş, kamuya ait sanayi kuruluşları da büyüdüğü için sanayi sektöründe kamunun payı azalmamıştır.

Demokrat Parti, devletin ekonomideki payının küçültülmesini ilke olarak benimsemesine rağmen, bu dönemde T.C. Devlet Demiryolları İşletmesi, PTT, Denizcilik Bankası ve Devlet Malzeme Ofisi, kamu iktisadi teşebbüsü (KİT) hâline dönüştürülmüştür.

Et ve Balık Kurumu, Türkiye Demir Çelik İşletmeleri ile SEKA ve T.C. Turizm Bankası kurularak KİT kapsamı daha da genişletilmiştir.

Sanayideki bu yapı, 1946’dan, planlı dönemin başlangıcı olan 1963’e kadar geçen dönemde büyük bir değişikliğe uğramamıştır.

Sanayi sektörü, 1958 yılına kadar iç talebin canlı olması sebebiyle hızla büyümüş, özellikle 1952–1957 döneminde sektörün ortalama büyüme hızı %12,5 gibi rekor bir seviyeye ulaşmıştır.

Türkiye’de Cumhuriyet’in ilk yıllarında temelleri atılan sanayi, temel tüketim mallarının ithal ikamesine dayanan bir yapıya sahip olup, yerli tarımsal ve madeni hammaddeleri işlemeye yöneliktir.

1950 yılından ekonomik istikrar önlemlerinin yürürlüğe girdiği 1958’e kadar ülkedeki toplam yatırımların ortalama %21’i sanayi sektörüne ayrılmıştır.

Özellikle, ara malları ve tüketim malları alt dallarında yoğunlaşma olmuştur.

Özel kesim yatırımları, şeker, çimento, pamuklu ve yünlü dokuma sanayilerinde ağırlık kazanmış ve bu dallarda aşırı kapasite yaratılmıştır.

Bunun sebebi, iç pazarın uluslararası rekabete karşı korunmuş olmasıdır.

1953 yılında sanayi sektöründeki %19,2’lik büyümeye Cumhuriyet tarihinde bir daha ulaşılamamıştır.

Planlı dönemin başlangıcı olan 1963’e kadar, sanayinin GSMH içindeki payı %15,2’den (1947) 1962 yılında %16,7’ye (sabit fiyatlarla) yükselmiştir (DİE, İstatistik Göstergeler, 1990).

Bunda, dönem boyunca sanayi sektörünün diğer iki temel sektöre göre daha hızlı büyümesinin etkisi vardır.

1947 yılında sanayi sektörü sabit fiyatlarla (1968 fiyatları) %5,8, 1950’de %9,3, 1953’te en yüksek oranda %19,2, 1955’te %11,3, 1960’ta %0,4 ve 1962’de %3,5 oranında gelişmiştir.

Bu dönemde sanayi kesimi sadece 1949 yılında -%2,7 oranında olumsuz gelişme göstermiş, 1950-1957 yılları arasında, 1951 hariç (%2,6), sanayi sektörü büyümesi
%9,2 ile %19,2 arasında değişmiştir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ