Reklam
Ben Duydum
SON HABERLER

07:05 Aşağıdaki durumlardan hangisinin gerçekleşmesi hâlinde denetim sözleşmesinin yenilenmesi/güncellenmesi gerekmez?

07:02 Denetçi denetim süresince tespit ettiği bir iç kontrol yetersizliği ile ilgili olarak aşağıdaki gerekliliklerden hangisine uymak zorunda değildir?

07:00 Denetim şirketinin ve personelinin, mesleki standartlara ve yürürlükteki mevzuat hükümlerine uyduğuna ilişkin kendisine ve denetim şirketi veya sorumlu denetçi tarafından düzenlenen raporların, içinde bulunulan şartlara uygun olduğuna ilişkin kendisine makul güvence sağlayan sistem aşağıdakilerden hangisidir?

06:58 Türkiye Muhasebe Standartları’na göre hazırlanmış finansal tabloların Bağımsız Denetim Standartları’na uygun olarak denetimini yürütecek bir denetçinin aşağıdakilerden hangisi hakkında görüş vermesi beklenmez?

06:57 Denetçinin dürüstlük, tarafsızlık ve mesleki şüphecilik içinde hareket etmesini teminen, mesleki muhakemesini olumsuz etkileyebilecek tesirlerden ari olarak görüş açıklamasına ne denir?

06:55 Denetçinin aşağıdaki hususlardan hangisine ilişkin alacağı karar, mesleki muhakemesini kullanmasını gerektirmez?

23:40 Denetim kanıtlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

23:37 Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun (KGK) yayınlamış olduğu Bağımsız Denetim Yönetmeliği’ne göre, denetim faaliyetinde bulunmak isteyenlerin denetçi olarak yetkilendirilmesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

23:33 Ord. Prof. Dr. Cahit Arf

00:50 2021/3 DÖNEMİ SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK STAJA GİRİŞ SINAVINA İLİŞKİN DUYURU

Kasım 2000, Şubat 2001 Krizleri ve Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı (2)

Kasım 2000, Şubat 2001 Krizleri ve Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı (2)
Reklam

Kasım 2000, Şubat 2001 Krizleri ve Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı (2)

Kriz ortamı özellikle artan borç yükünün etkisiyle kamu mali dengesinde de bozulmalara neden olmuş, bütçe açığının millî gelir içerisindeki payı 2000 yılında %10,4 iken, 2001 yılında bu oran %16,3’e yükselmiştir.

Buna paralel olarak, KKBG/ GSMH oranı 2001’de %16’ya kadar yükselmiştir.

Yaşanan durgunluk dış ticaret hacmi üzerinde de etkili olmuş, ithalat ciddi oranda azalmıştır.

2000’de 54,5 milyar dolar olan ithalat 2001’de 41,4 milyar dolara düşmüştür.

Diğer yandan, dalgalı kur sonrası T’deki değer kaybı ve iç talepteki daralmanın etkisi ile reel sektör dış piyasalara yönelmiş ve ihracat 2001 yılında bir önceki yıla göre %12 düzeyinde artmıştır.

Bu gelişmelerin etkisiyle, 2001 yılında dış ticaret açığı 10 milyar dolara gerilemiş, cari işlemler dengesi ise 3,3 milyar dolar fazla vermiştir.

Şubat 2001’de krizin patlak vermesinin ardından, Nisan 2001’de yeni Merkez Bankası Kanunu çıkarılarak Merkez Bankasının temel amacının fiyat istikrarı olduğu açıklanmıştır.

14 Nisan 2001’de Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı yürürlüğe konmuş, Mayıs ayında bir Niyet Mektubu hazırlanarak IMF ile görüşmelere başlanmıştır.

Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’nın temel amacı, “kur rejiminin terk edilmesi nedeniyle ortaya çıkan güven bunalımı ve istikrarsızlığı süratle ortadan kaldırmak ve eşanlı olarak bu duruma bir daha geri dönülmeyecek şekilde kamu yönetiminin ve ekonominin yeniden yapılandırılmasına yönelik altyapıyı oluşturmak” şeklinde tanımlanmıştır.

Bu temel ilkeler çerçevesinde ikincil hedefler ise şöyle özetlenebilir:

• Dalgalı kur sistemi içerisinde enflasyonla mücadelenin sürdürülmesi,

• Bankacılık sektöründe hızlı bir yapılanma ile bankacılık ve reel sektör arasında sağlıklı bir ilişkinin kurulması,

• Kamu finansman dengesinin kalıcı şekilde güçlendirilmesi,

• Toplumsal uzlaşma ile enflasyon hedefi doğrultusunda gelirler politikasının sürdürülmesi,

• Etkinlik, esneklik ve şeffaflığın sağlanmasına yönelik yasal altyapının kurulmasıdır.

Bu kapsamda bütçe ile ilgili düzenlemeler,  KİT’lerin görev zararları, bankacılık, kamulaştırma, kamu ihale sistemi, borçlanma, özelleştirme konuları başta olmak üzere, 15 yasal düzenlemenin yapılması kararlaştırılmıştır.

Bunlar içerisinde hiç kuşkusuz en fazla öne çıkan düzenleme bankacılık  sektörü ile ilgili olanıdır.

Zira bankacılık sektörü1990’lı yılların başından itibaren uluslararası standartlara ve rekabete aykırı şekilde yönetilmiştir.

Nitekim devlet iç borç senetlerinin mevduat bankalarının toplam aktifleri içerisindeki payı 1990 yılında %10 iken, 2000’li yıllara gelindiğinde %40’ın üzerine çıkmıştır.

Kredilerin payı ise %47’den %25’in altına düşmüştür.

Bu gelişmelerin sonucu olarak, 1997-2001 döneminde 20 banka iflas etmiş ya da devlet (adına Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu TMSF) el koymuştur.

Özellikle 1999-2001 yıllarında toplam 18 banka TMSF’ye devredilmiştir.

1990 sonrasında banka sahibi olmak kolaylaştığı için 10 yıl içinde banka sayısı 67’den 81’e çıkmıştır.

Bu şartları dikkate alarak Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı çerçevesinde 15 Mayıs 2001’de Bankacılık Sektörü Yeniden Yapılandırma Programı açıklanmıştır.

Programın temel amaçları aşağıdaki gibi özetlenebilir:

• Kamu bankalarını mali sistem içinde bir istikrarsızlık unsuru olmaktan çıkarmak,

• TMSF bünyesindeki bankaların sorunlarını en kısa sürede çözüme kavuşturmak,

• Yaşanan krizlerden olumsuz yönde etkilenen özel bankaların sağlıklı bir yapıya kavuşmalarını sağlayacak düzenlemeleri gerçekleştirmek.

Yeni istikrar programının en önemli özelliklerinden birisi, enflasyonla mücadelede “döviz çıpası” yerine, gelecekteki enflasyon değerlerini dikkate alarak kısa vadeli faiz oranlarında değişikliğe gitme şeklindeki “örtük enflasyon hedeflemesi” stratejisinin benimsenmesidir.

Ayrıca, istikrar programı kapsamında mali disiplin tedbirleri doğrultusunda 2001 yılında 42 adet bütçe dışı fon kapatılmış ve T mevduatlarını özendirmek için döviz hesaplarına uygulanan gelir vergisi stopaj oranı yükseltilmiştir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ