Reklam
Ben Duydum

İnsan Kuranı kerim dinlerken niye ağlar ?

İnsan Kuranı kerim dinlerken niye ağlar ?
Reklam

İnsan Kuranı kerim dinlerken niye ağlar ?
Kuran_ı Kerim Allah kelamıdır can kulağı ile dinlediğinde kulağına dolan ses yüreğine işler.
Rabbin sanki sana sesleniyor o an seninle konuşuyor gibi hissedersin.
O anda hem ona layık bir kul olamadığından hüzünlenir hem de sana seslenildiğini düşünüp mutlu olursun…(Rumuz: hicazkar)

Allah (cc)’a gereğince hamd olsun. Resulüne ve kıyamete dek bu nurlu yolun takipçilerine salât ve selam olsun!

Yağmur yüklü bulutlar belirli yoğunluğa ulaştıktan sonra yağmur şeklinde boşaltır yükünü. İnsan kalbi adeta bir bulut gibi hayatın kendisine yüklediği dert, sıkıntı ve kederleri yağmur damlaları gibi gözyaşlarıyla boşaltır. Böylelikle ferahlar, hafifler ve göğsü açılır. Ağlamanın insan fizyolojisi üzerinde sayılamayacak kadar faydası vardır. Lakin biz burada bunların dışında, kudret sahibi Allah (cc) ile acziyet sahibi insan/kul/mümin arasındaki bir iletişim biçimi olarak gözyaşı ve ağlamak üzerinde duracağız inşaallah.

Toplumumuzda kalbi katı, merhametsiz ve acımasız olanlara ‘taş kalpli’ denilir. Kur’an-ı Kerimde ise insan kalbinin taş hatta taştan daha katı olabildiği belirtilmektedir.
“Bütün bu olaylardan sonra kalpleriniz yine katılaştı. Şimdi onlar taş gibi, hatta taştan bile daha katıdırlar. Çünkü öyle taşlar var ki, içlerinden ırmaklar akar. Yine öyle taşlar var ki, çatlarlar da bağırlarından su fışkırır. Yine öyle taşlar var ki, Allah korkusu ile dağlardan yuvarlanıp aşağı inerler. Allah yaptıklarınızdan asla habersiz değildir.” (Bakara: 74)

Ağlamayan kalp harabeye dönmüş eve benzer. Ağlatmayan kalp mezar, o kalbin sahibi ise ölü mesabesindedir. Kalbin katılığına karşı Allah (cc)’ın, Resulünün ve İslam âlimlerinin reçete olarak sunduğu en tesirli ilaç ağlamaktır. Kur’an-ı Kerim kendisine okunduğunda ağlayacağı yerde gülen, kalbi mühürlü müşrikleri şu ayetle ikaz etmektedir. “Siz, bu Kur’an’a mı şaşıyorsunuz? Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz!” (Necm: 59-60)
Kur’an-ı Hekim’de peygamberlerin bir vasfının Allah’ın ayetleri okunduğunda ağlamak olduğunu şu ayetlerle öğreniyoruz.

“İşte bunlar; kendilerine Allah’ın nimet verdiği peygamberlerdendir; Âdem’in soyundan, Nuh ile birlikte taşıdıklarımız (insan nesillerin)den, İbrahim ve İsrail (Yakup)’in soyundan, doğru yola eriştirdiklerimizden ve seçtiklerimizdendirler. Onlara Rahman (olan Allah’)ın ayetleri okunduğunda, ağlayarak secdeye kapanırlar.” (Meryem: 58)

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Muhakkak ki Kur’an hüzünle inmiştir. Onu okuduğunuz zaman ağlayın. Şayet ağlayamazsanız da ağlamaya çalışınız.” (Müslim)

Resulullah(sav), bunu önce kendi nefsinde yaşamıştı ve bu durum ashabın sinesine de işlenmişti. Resulullah (sav)’ın ashabı, tabiin, tabe-i tabiin (Allah hepsinden razı olsun) bu hükmü hayatlarına nakşetmişlerdi adeta. İşte buna birkaç misal:

Abdullah ibn-i Mes’ûd şöyle buyurdu: “Rasûlullah (sav) bana ‘(Kur’an) oku’ diye emretti. Ben:
‘Kur’ân Sana indirildiği hâlde, Sana mı okuyayım?’ dedim. Rasûlullah (sav): ‘Ben Kur’ân’ı başkasından işitmeyi arzu ederim’ dedi. İbn-i Mes’ûd dedi ki: Bunun üzerine ben Nisa Suresi’ni oku¬dum. Nihayet ‘Her ümmetten birer şâhid, onların üzerine de seni bir şâhid olarak getirdiğimiz zaman hâlleri nasıl olur?’ ( Nisa: 41) ayetine ulaştığımda, Peygamber bana: ‘El çek -yâhud: tut-!’ diye emretti. Ben Peygamber’in iki gözünü gördüm ki, onlar yaş akıtıyorlardı.”(Buhari, Muslim)

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ