Reklam
Ben Duydum
SON HABERLER

22:59 Aşağıdakilerden hangisi stok hesaplarına ilişkin denetim riskinin değerlendirilmesinde kullanılan prosedürlerden biri değildir?

22:58 Aşağıdakilerden hangisi menkul kıymetlerin denetiminde uygulanabilecek bir maddi doğrulama prosedürü değildir?

22:57 BDS 315 İşletme Çevresini Tanımak Sureti ile Önemli Yanlışlık Risklerinin Belirlenmesi ve Değerlendirilmesi standardına göre, risk değerlendirme prosedürleri yukarıdakilerden hangisini/hangilerini içerir?

22:54 Aşağıdaki işlemlerden hangisi stokların finansal tablolar açısından önemli olması durumunda stok hesaplarının denetimi ile ilgili olarak yanlıştır?

22:52 Aşağıdakilerden hangisi BDS 570 İşletmenin Sürekliliği Standardı’na göre, denetçinin denetim çalışmasını tamamlarken değerlendirebileceği işletmenin sürekliliği ile ilgili tehdit oluşturabilecek durumlardan biri değildir?

22:51 Aşağıdakilerden hangisi bağımsız denetim çalışmasında denetçinin amaçları arasında yer almaz?

22:50 Aşağıdakilerden hangisi iç kontrol sisteminden etkilenmez?

22:49 Aşağıdaki denetim prosedürlerinden hangisi maddi duran varlıklar için uygulanabilecek bir kontrol testidir?

22:48 Denetçi, müşteri işletmenin kiralamış olduğu binada aydınlatma sisteminin tamamen yenilenmesine dair yapmış olduğu harcamayı gider olarak kaydettiğini tespit etmiştir. Denetçinin tespit etmiş olduğu bulgu sadece bu bilgi ışığında aşağıdaki yönetim beyanlarından hangisine aykırıdır?

22:47 Varlıkların, işletmenin tasarruf ve kontrolünde olup olmadığına dair test edilen yönetim beyanı aşağıdakilerden hangisidir?

Dış Ticarette Yatırım, Ara ve Tüketim Mallarının Payı

Dış Ticarette Yatırım, Ara ve Tüketim Mallarının Payı
Reklam

Dış Ticarette Yatırım, Ara ve Tüketim Mallarının Payı

1990 yılında ihracatımızın yaklaşık yarısı (%51) tüketim mallarından oluşurken, bu oran zaman içinde azalarak 2017 yılında %41,3’e inmiştir.

Hammaddenin (ara malının) ihracatımızdaki payı sürekli yüksek olmuş ve %45-50 bandında seyretmiştir.

Türkiye ihracatında sermaye malının payı zamanda içinde  artmakla birlikte, göreli olarak düşük (2017’de yaklaşık %12) seviyededir.

Türkiye’nin ihracat gelirini hızla artırılabilmesi ve bunun sürdürülebilirliği için yurt içi katma değeri yüksek olan ürünlere (teknoloji yoğun sermaye mallarına) yönelmesi büyük önem arz etmektedir.

Yatırım (sermaye) malları, ara mallar ve tüketim malları dışında kalan diğer malların ihracattaki payı tüm dönem boyunca yaklaşık %0,3 düzeyindedir.

2015 yılında ihraç edilen ürünlere geniş ekonomik kategori sınıflamasına (BEC sınıflaması) göre bakıldığında, toplam ihracatın %32,9’u sanayi için işlem görmüş hammaddeler, %9,1’i yarı dayanıklı tüketim maddeleri, %9,1’i dayanıklı tüketim malları ve %6’sı dayanıksız tüketim mallarından oluşmaktadır.

Yurt içi katma değeri yüksek olan malların ihracattaki payı oldukça düşüktür.

Örneğin; yatırım (sermaye) mallarının (taşımacılık araçları hariç) 2015 yılı ihracatındaki payı yaklaşık %6’dır (TÜİK).

İhracatımızın önemli bir kısmı işlem görmüş hammaddeler ve tüketim malları ile ilgili sanayi ürünlerinden oluşmaktadır.

Türkiye’de ithalatta ağırlık sermaye ve ara mallarındadır. 2017 yılında ithalatımızın %87,5’i sermaye (yatırım) malı ve ara malından oluşmaktadır.

İthalatımızın ağırlıklı olarak sermaye ve ara malından oluşmasının nedeni, yerli üretimin ithal sermaye malı ve girdilere olan bağımlılığından kaynaklanmaktadır.

İleri teknoloji ve sermaye-yoğun ürünleri üretebilen yerli üretimin yetersiz ya da hiç bulunmaması sebebiyle ithal mallara olan bağımlılık kırılamamakta ve buna bağlı olarak ekonomi büyümeye başladığında, ithalat talebi de artmaktadır.

Bu, dış ticaret dengesine hem de cari işlemler dengesine olumsuz yansımaktadır.

1950’lerde ithalatta ağırlık sermaye (yatırım) mallarında olup, 1960 yılında %52,2’ye kadar yükselmiştir.

Ancak 1970’li yıllarla birlikte sermaye malı ithalatının toplam ithalat içindeki payının azaldığı görülmektedir.

1980’de payı %20 civarında olan yatırım malları ithalatının toplam ithalat içindeki payı, 1993’ten itibaren artma trendine girmiştir.

Burada en önemli artış taşıt araçları sanayisindeki ithalatta yaşanmıştır.

Ara malı ithalatının toplam içindeki payı, 1950- 1983 döneminde artış eğiliminde olmuş, bu trend 1983’ten sonra, bazı yıllarda artış gösterse de genelde azalış yönündedir.

Buna karşılık 1998- 2015 döneminde ara malı ithalatının toplam ithalat içindeki payı artmıştır.

1950’lerde ithalatın yaklaşık %20’sini oluşturan tüketim mallarının payı giderek azalmış, 1983’te en düşük seviyeye %1,2’ye inmiştir.

1983’ten sonra tüketim mallarının ithalattaki payı, bazı yıllarda düşüş gösterse de genelde artmış ve 2017 yılında 12,2 olarak gerçekleşmiştir.

Sermaye, ara malı vetüketim malları dışında kalan diğer malların ithalattaki payı tüm dönem boyunca yaklaşık %0,4 (sadece 2002 yılında %1’in üstünde) düzeyinde
olduğu için tabloda yer verilmemiştir.

2015’te ithalatta en fazla payı %32,8 ile sanayi için işlem görmüş hammaddeler almaktadır.

İkinci sırada %13,8 ile tüketim malları, yine %13,8 ile yatırım malları (taşımacılık araçları hariç) ve dördüncü sırada %11,3 ile kaynağı belirtilmeyen ürünler (gizli veri) yer almaktadır.

Sanayi için işlem görmemiş hammaddeler %4,5, işlem görmüş diğer yakıt ve yağlar %5,0, taşımacılık araçlarının aksam ve parçaları %5,8 yatırım mallarının aksam ve parçaları %5,5, binek otomobiller %4,5 ve sanayi ile ilgili taşımacılık araç ve gereçleri ise yaklaşık %3,1 pay almıştır (TÜİK).

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ