Reklam
Ben Duydum

DIŞ BORÇLAR

DIŞ BORÇLAR
Reklam

DIŞ BORÇLAR

Bir ekonomide hanehalkları, kamu kesimi, firmalar kesimi ve dış âlem olarak nitelenen ekonomik aktörler arasındaki borç-alacak ilişkisi borç olgusunu ortaya çıkarmaktadır.

Borç alma veya borç vermenin arkasındaki güdü ise, her bir aktörün fon ihtiyacı ile elindeki fon miktarının birbirine denk olmamasıdır.

Türkiye ulusal düzeyde fon açığı veren bir ülkedir.

Borçlanmanın ve net olarak dışa karşı borçlu olmanın arkasında yatan neden de bu fon açığıdır.

Ulusal düzeyde fon açığının temel iki göstergesi tasarruf-yatırım dengesi ile cari işlemler açığıdır.

Bir ülke tasarruf açığı veriyorsa, yaklaşık aynı düzeyde cari açık da vermektedir.

Türkiye’de 2004 yılına kadar kamu kesimi tasarruf açığı, özel sektör tasarruf fazlası vermiş; ulusal düzeyde ise net tasarruf açığı söz konusu olmuştur.

Yani kamu kesimi açığı, özel kesim fazlaları ile karşılanmaya çalışılmış, fakat kamu açıkları sırf özel kesim tasarrufuyla kapatılamadığı için net olarak yurt dışından da fon temin edilmiştir.

Ancak, 2002 yılındaki Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı ile birlikte kamu kesimi disipline edilmiş, faiz dışı bütçe fazlası hedefi ile birlikte kamunun borçlanma ihtiyacı giderek azalmıştır.

2004 yılından sonra özel kesim açık vermeye başlamış, kamu kesimi fon açığı azalmış ve bazı yıllarda fazla dahi vermiştir.

Ulusal düzeyde ise açık sürmeye devam etmiş ve Türkiye ekonomisi net kaynak açığı yaşayan bir ekonomi olma özelliğini sürdürmüştür.

Millî gelirin oranı olarak ulusal düzeyde dış kaynak açığı genelde ortalama %5 düzeyinde olup, ekonomik büyümenin yüksek olduğu yıllarda artış göstermekte, kriz yıllarında ise düşen ekonomik büyümeye paralel olarak azalmaktadır.

Türk ekonomisine ne kadar fazla yabancı kaynak girerse, ekonomik büyüme o kadar yüksek olmaktadır.

Nitekim kriz dönemlerinde düşen yatırım harcamaları nedeniyle dış kaynak ihtiyacı düşmekte, bu da ekonomik büyümenin düşmesine yol açmaktadır.

Borç yönetiminde özel kesim firmaları, birbirinden oldukça farklı modeller ve finansman teknikleri kullandıkları için, bütün firmalara uyarlanacak temel borçlanma ilkeleri geliştirmek çok uygun olmayabilmektedir.

Oysa, kamu kesimi konusunda uluslararası camianın geliştirdiği ilkeler söz konusudur.

Türkiye borç yönetiminin temel ilkelerini 1 Eylül 2002 tarihli “Borç ve Risk Yönetiminin Koordinasyonu ve Yürütülmesine İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik” ile tespit etmiştir.

Buna göre iki temel borçlanma ilkesi tespit edilmiştir:

(i) Makroekonomik dengeleri gözeterek para ve maliye politikaları ile uyumlu sürdürülebilir, saydam ve hesap verebilir bir borçlanma politikası izlenmesi.

(ii) Finansman ihtiyaçlarının, iç ve dış piyasa koşulları ve maliyet unsurları göz önüne alınarak belirlenen risk düzeyi çerçevesinde orta ve uzun vadede mümkün olan en uygun maliyetle karşılanması.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ