Reklam
Ben Duydum

Cumhuriyet’in İlk Yıllarından İkinci  Dünya Savaşı Sonuna Kadar Olan Dönemde Dış Borçlar

Cumhuriyet’in İlk Yıllarından İkinci  Dünya Savaşı Sonuna Kadar Olan Dönemde Dış Borçlar
Reklam

Cumhuriyet’in İlk Yıllarından İkinci  Dünya Savaşı Sonuna Kadar Olan Dönemde Dış Borçlar

Cumhuriyet rejiminin kurulmasıyla birlikte yeni devlet, belki de uzun bir savaş döneminden çıkmanın ve gayrimüslimlerden çekinmenin verdiği bir halet-i ruhiye ile sadece Türklerin girebileceği alanlar, sadece Türklerin yararlanabileceği kolaylık ve imkânlar ihdas etmiştir (Toprak, 1999a).

Lozan Anlaşması 1924 yılında yürürlüğe girmiş ve toplam tutarı 129.384.910 altın lira olan Osmanlı borçlarının 84.597.495 altın lirasını (%65,4) yeni devlete yüklemiştir.

Bu borcun yıllık taksit ödemesi 5.809.312 altın liradır.

Yeni devlete bu ödemenin getirdiği yükün ağırlığı, imkânlar dikkate alındığında daha iyi anlaşılmaktadır.

Özellikle, 1930’lu yıllarda, 1928 yılında yapılan indirimlere rağmen, bütçe harcamalarının %13-18’ini Osmanlı borçları oluşturmaktadır.

1928 yılında Cemiyet-i Akvam aracılığı ile Türkiye’nin borç yükü kriteri yeniden belirlenmiştir.

Buna göre, Osmanlı borçlarının 1912 öncesi olanların %62’si 1912 sonrası olanların ise %79’u Türkiye’ye yüklenmişti.

Görüşmeler 1933 yılına kadar sürmüş ve sonuçta, Türkiye’nin 8 milyon altın lira (yıllık 700 bin altın lira taksit ödemeli olarak) ödemesi karara bağlanmıştır.

Cumhuriyet rejimi ilk dış borçlanmasını demiryollarının ve Haydarpaşa limanının kamulaştırılmasını yapmak amacıyla yapmıştır.

Bir Amerikan şirketi, kibrit tekelinin kendisine bırakılması karşılığında 1930 yılında 10 milyon dolar borç vermiştir.

Savaş yıllarına kadar ABD’den alınan 10 milyon dolar, Merkez Bankasının kuruluşunda; Sovyetler Birliği’nden alınan 10,5 milyon liralık kredi ise sanayileşmede, özellikle dokuma sanayisinde ve İngiltere’den sağlanan 16 milyon İngiliz Sterlini de Karabük Demir Çelik Fabrikasının yapımında kullanılmıştır.

II. Dünya Savaşı yıllarında önemli boyutlarda iç borçlanma yapılmıştır.

II. Dünya Savaşı sonrasında ABD önderliğindeki gelişmiş ülkeler hem Avrupa’nın yeniden imarı hem de diğer ülkeleri Sovyet tehdidine karşı korumak için önemli kurumsal düzenlemeler ve mali yardım programları devreye sokmuştur.

Türkiye de özel sektör ve ticaret serbestisi uygulamalarını başlatarak bu uluslararası trendden yararlanma yoluna gitmiş ve Cumhuriyet’in dış yardım ve dış borçlanmaya yelken açması bu dönemle başlamıştır denilebilir.

1948-1949 döneminde, Marshall Planı bağlamında ABD’den 50 milyon dolarlık bir dış yardım alınmıştır.

Yine bu dönemde Türkiye’nin henüz kurulan uluslararası örgütlere üyeliği söz konusu ana eğilimin bir uzantısı olarak alınabilir.

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ