Reklam
Ben Duydum
SON HABERLER

07:05 Aşağıdaki durumlardan hangisinin gerçekleşmesi hâlinde denetim sözleşmesinin yenilenmesi/güncellenmesi gerekmez?

07:02 Denetçi denetim süresince tespit ettiği bir iç kontrol yetersizliği ile ilgili olarak aşağıdaki gerekliliklerden hangisine uymak zorunda değildir?

07:00 Denetim şirketinin ve personelinin, mesleki standartlara ve yürürlükteki mevzuat hükümlerine uyduğuna ilişkin kendisine ve denetim şirketi veya sorumlu denetçi tarafından düzenlenen raporların, içinde bulunulan şartlara uygun olduğuna ilişkin kendisine makul güvence sağlayan sistem aşağıdakilerden hangisidir?

06:58 Türkiye Muhasebe Standartları’na göre hazırlanmış finansal tabloların Bağımsız Denetim Standartları’na uygun olarak denetimini yürütecek bir denetçinin aşağıdakilerden hangisi hakkında görüş vermesi beklenmez?

06:57 Denetçinin dürüstlük, tarafsızlık ve mesleki şüphecilik içinde hareket etmesini teminen, mesleki muhakemesini olumsuz etkileyebilecek tesirlerden ari olarak görüş açıklamasına ne denir?

06:55 Denetçinin aşağıdaki hususlardan hangisine ilişkin alacağı karar, mesleki muhakemesini kullanmasını gerektirmez?

23:40 Denetim kanıtlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

23:37 Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun (KGK) yayınlamış olduğu Bağımsız Denetim Yönetmeliği’ne göre, denetim faaliyetinde bulunmak isteyenlerin denetçi olarak yetkilendirilmesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

23:33 Ord. Prof. Dr. Cahit Arf

00:50 2021/3 DÖNEMİ SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK STAJA GİRİŞ SINAVINA İLİŞKİN DUYURU

Afad Dünyada Afetler

Afad Dünyada Afetler
Reklam

Dünyada Afetler

İnsanlık, tarihi boyunca yaşadığı afetlerden ders çıkarmış, gerek bu afetlere daha etkin müdahalede bulunmak, gerekse bu afetlerin etkilerinin nasıl azaltılabileceğini sürekli sorgulayarak yeni
yöntemler geliştirmek durumunda kalmıştır.

Afet Yönetiminin modern adımları “Pasif Korunma” kavramı ile I. Dünya Savaşı sonrası dönemde atılmıştır.

“Sivil Savunma” kavramı ise II. Dünya Savaşı sonrasında geniş ve sistematik bir biçimde uygulanmaya başlamıştır.

Genel tanımı ile “Sivil Savunma” sivillerin savaş ortamında ihtiyacı olan korunmanın sağlanması olarak tanımlanmaktadır.

Sivil savunma, kitle imha silahları ve nükleer savaş tehdidinin son derece yüksek olduğu Soğuk Savaş döneminde ortaya çıkmış, özellikle Batı Bloğu’na üye ülkelerde bu yönde yapılan hazırlıkların temelini oluşturmuş ve yine Soğuk Savaş’ın sona ermesi ile de çeşitli yapısal değişikliklere uğramıştır.

Mevcut durumda pek çok ülkenin acil durum yönetimi birimlerinin tarihçesi incelendiğinde sivil savunma birimlerinin II. Dünya Savaşı sonrasında kurulduğu görülebilmektedir.

Neredeyse her faaliyet alanında değişikliklere sebep olan Soğuk Savaş’ın sona ermesi, sivil savunmanın faaliyet alanını da etkilemiş, bunun yanında artan kentleşme hızına bağlı olarak yaşanan yıkıcı afetler, devletleri yeterli organizasyon yapısı ile gerekli yasal altyapılara sahip olan sivil savunma birimlerinin “Afet Yönetim” birimlerine dönüştürülmesine yol açmıştır.

90’lı yıllara gelindiğinde ise, dünyada yaşanan afetlerin sayısında ve etkilerindeki artış, uluslararası kuruluşların kurulmasına sebebiyet vermiş, kuruluşların etkinliğinin artması da “Afet Yönetimi” anlayışında değişime sebep olmuştur.

Dünya barışını ve güvenliğini korumak amacıyla kurulan Birleşmiş Milletler, 90’lı yılları, gelişmekte olan ülkelerdeki afet zararlarının azaltılabilmesi için uluslararası iş birliğinin geliştirilmesi amacını taşıyan “Uluslararası Doğal Afet Zararlarının Azaltılması On Yılı” olarak ilan etmiştir.

Bu amaçla bu “On Yıl” misyonu, üye ülkelerdeki doğal afetlerin önlenmesi veya etkilerinin azaltılabilmesi için kapasite geliştirilmesi ile mevcut bilim ve teknolojinin afet zararlarının azaltılması
faaliyetlerine uygulanabilmesi için rehber oluşturulması olarak belirlenmiştir.

Japonya’nın Yokohama şehrinde 1994 yılında bu misyona yönelik olarak yürütülen faaliyetlerin değerlendirildiği “Doğal Afet Zararlarının Azaltılması Konferansı” düzenlenmiş, üye ülkeler “Daha Güvenli Bir Dünya için Yokohama Stratejisi ve Eylem Planı”nı oluşturmuşlardır.

Yokohama Stratejisi ve Eylem Planı dokümanında “Risk Yönetimi” kavramını oluşturan risk analizinin ve zarar azaltmanın önemi açık bir şekilde vurgulanmış, “afet yardımlarına olan ihtiyacın azaltılmasında afetlerin önlenmesi ve hazırlık faaliyetlerinin öncelikli öneme sahip olduğu” prensipleri öne çıkartılmıştır.

Dünyanın ortak aklı ve tecrübesi ile belirlenen bu prensipler “Afet Yönetimi” politikalarının uygulanmasına rehberlik etmiştir.

Japonya’nın Kobe kentinde 2005 yılında düzenlenen “2. Afetlerin Azaltılması Dünya Konferansı”nda sonrasında “Hyogo Çerçeve Eylem Planı (HÇEP)” hazırlanmış ve Birleşmiş Milletlere
üye 168 ülke tarafından benimsenmiştir.

HÇEP, 3 stratejik hedef ve 5 öncelikli eylem planından oluşmaktadır.

Stratejik hedefleri;

• Afet risklerinin azaltılmasının sürdürülebilir kalkınma plan ve politikalarıyla bütünleştirilmesi,
• Afetlere karşı bilincin ve duyarlılığın oluşturulması için kurumların mekanizmalarının ve kapasitelerinin geliştirilmesi ve
• Mevcutların güçlendirilmesi ve afet risklerinin azaltılması yaklaşımlarının acil duruma hazırlık, müdahale ve iyileştirme programlarına sistematik olarak katılımı şeklindedir.

Öncelikli 5 eylem planını oluşturan başlıklar da aşağıdaki gibidir;

• Risklerin azaltılmasını öncelik haline getirmek
• Riskleri tanımlamak
• Farkındalık yaratmak
• Riskleri azaltmak
• Harekete geçmeye hazır olmak

Bugün tüm dünya ülkelerinin merkezde ve sahada kullandığı temel planlama anlayışını “Olay komuta sistemi ile senaryo temelli planlama yaklaşımı” oluşturmaktadır.

Mart 2015 tarihinde düzenlenen Birleşmiş Milletler Dünya Afet Riskinin Azaltılması Konferansı sonucunda kabul edilen Sendai Bildirgesi yeni dönem için afet risklerinin azaltılması konusunda
kapsamlı bir yol haritası sunmaktadır.

187 üye ülke tarafından kabul edilen Bildirge ile kabul edilen 4 temel öncelik bulunmaktadır:

• Afet riskini anlamak,
• Afet riskinin yönetilmesi için afet risk yönetişimini güçlendirmek,
• Dirençlilik için afet risk azaltmaya yatırım yapmak,
• Etkili müdahale için afete hazırlık çalışmalarını geliştirmek ve iyileştirme, rehabilitasyon ve yeniden inşa safhalarında “Öncekinden Daha İyisini İnşa Etmek”.

Sendai Bildirgesi ile 2030 yılına kadar belirlenen ve afetlere dirençliliği artırmayı öngören temel hedefler şu şekilde sıralanmıştır:

• Afet nedeniyle küresel can kaybını 2030 yılına kadar önemli ölçüde azaltmak,
• Küresel seviyede afetten etkilenen insan sayısını 2030 yılına kadar önemli ölçüde azaltmak,
• Küresel düzeyde gayri safi yurt içi hasıla bakımından afetlerin yol açtığı doğrudan ekonomik kayıpları 2030 yılına kadar azaltmak,
• Afet nedeniyle kritik altyapıların zarar görmesini ve sağlık ve eğitim tesisleri dahil temel hizmetlerin aksamasını önemli ölçüde azaltmak, bu doğrultuda 2030 yılına kadar bu kritik altyapıların dirençliliklerini artırmak,
• Ulusal ve yerel afet risk azaltma stratejileri olan ülkelerin sayısını 2020 yılına kadar önemli ölçüde artırmak,
• Kalkınmakta olan ülkelere, bu çerçevenin uygulanmasına yönelik ulusal eylemlerini 2030 yılına kadar tamamlamaları için yeterli ve sürdürülebilir destek sağlamak üzere, uluslararası iş birliğini önemli ölçüde artırmak,
• Çoklu tehlike erken uyarı sistemleri, afet risk bilgisi ve değerlendirmelerinin kullanımı ve bunların toplum tarafından ulaşılabilirliğini 2030 yılına kadar önemli ölçüde artırmak.

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ