Reklam
Ben Duydum
SON HABERLER

22:59 Aşağıdakilerden hangisi stok hesaplarına ilişkin denetim riskinin değerlendirilmesinde kullanılan prosedürlerden biri değildir?

22:58 Aşağıdakilerden hangisi menkul kıymetlerin denetiminde uygulanabilecek bir maddi doğrulama prosedürü değildir?

22:57 BDS 315 İşletme Çevresini Tanımak Sureti ile Önemli Yanlışlık Risklerinin Belirlenmesi ve Değerlendirilmesi standardına göre, risk değerlendirme prosedürleri yukarıdakilerden hangisini/hangilerini içerir?

22:54 Aşağıdaki işlemlerden hangisi stokların finansal tablolar açısından önemli olması durumunda stok hesaplarının denetimi ile ilgili olarak yanlıştır?

22:52 Aşağıdakilerden hangisi BDS 570 İşletmenin Sürekliliği Standardı’na göre, denetçinin denetim çalışmasını tamamlarken değerlendirebileceği işletmenin sürekliliği ile ilgili tehdit oluşturabilecek durumlardan biri değildir?

22:51 Aşağıdakilerden hangisi bağımsız denetim çalışmasında denetçinin amaçları arasında yer almaz?

22:50 Aşağıdakilerden hangisi iç kontrol sisteminden etkilenmez?

22:49 Aşağıdaki denetim prosedürlerinden hangisi maddi duran varlıklar için uygulanabilecek bir kontrol testidir?

22:48 Denetçi, müşteri işletmenin kiralamış olduğu binada aydınlatma sisteminin tamamen yenilenmesine dair yapmış olduğu harcamayı gider olarak kaydettiğini tespit etmiştir. Denetçinin tespit etmiş olduğu bulgu sadece bu bilgi ışığında aşağıdaki yönetim beyanlarından hangisine aykırıdır?

22:47 Varlıkların, işletmenin tasarruf ve kontrolünde olup olmadığına dair test edilen yönetim beyanı aşağıdakilerden hangisidir?

19 ÇORUM

19 ÇORUM
Reklam

Çorum, Türkiye’nin Karadeniz Bölgesinin Orta Karadeniz Bölümü’nde yer alan bir ildir. Çorum ili, leblebisi ile tanınır.
İlde toprak ve makine endüstrisi oldukça gelişmiştir.
Toplam 13 ilçesi bulunmaktadır ve en büyük ilçesi Sungurlu’dur. Osmancık ilçesinde pirinç üretimi etkin bir şekilde yapılmaktadır.
Çorum bölgesi, tarih öncesi ve tarih çağlarında önemli medeniyetlere sahne olmuştur. Çorum, binlerce yıldır üst üste birçok medeniyete beşiklik etmiştir. Bu yüzden şehrin her tarafında bu uygarlıkların kalıntılarına rastlamak mümkündür. Bölge maden yatakları bakımından çok zengindir. Bu zenginlik özellikle tarih öncesinde yerleşmelerin yörede yoğunlaşmasının başlıca nedenidir. Coğrafî konumun da ticarete uygun olması gelişmeyi hızlandırıcı bir unsur olmuştur. Ancak bu kültür ve uygarlıkları bugünkü il sınırlarıyla çakıştırmak veya sınırlamak imkânsızdır. Bu sebeple Çorum’un eski çağ tarihini incelerken ili yöreden soyutlamadan bir bütünün parçası olarak düşünmek gerekmektedir.8
Çorum ve yöresinin yazılı tarih öncesi dönemleri, Prehistorya biliminde “Kalkolitik dönem” denen evreden başlamaktadır.9 Yörede kazısı yapılan merkezlerin hemen hepsinde kalkolitik çağa ait kap, kaçak ile bakırdan yapılma malzeme ele geçmiştir. Çorum ili içerisinde bulunan Büyük Güllücek, Boğazköy, Alacahöyük, Eskiyapar, Kayapınar, Kuşsaray’da yapılan sistematik kazılarda yerleşmelerin bu dönemden itibaren devamlılık gösterdiği anlaşılmaktadır.10 Hitit Devleti’nin başkenti Hattuşaş (Boğazköy) çevresindeki çalışmalarda rastlanan en erken yerleşme Kalkolitik döneme aittir. Ancak bu yerleşme tam olarak tespit edilememiştir.11
Çorum ilinin antik tarihinde en önemli dönem, Tunççağ’ıdır. (MÖ 3000-1200) Eski Asur kaynaklarından çıkartılan bilgilerle MÖ 3000 yıllarında Anadolu’da etrafı surlarla çevrili en az on yedi şehir devletinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Çorum ve çevresinde böyle etrafı surlarla çevrili küçük ve zengin beylikler halinde pek çok kent devletinin varlığı yapılan arkeolojik kazılarla belirlenmiştir.12 Çorum yöresinde Tunççağı yerleşmelerin başında Boğazköy, Eskiyapar, Pazarlı ve Alacahöyük gelmektedir. 13
Erken Tunç’un son safhalarında yaşamış olan Hattiler Anadolu’nun ismi bilinen en eski yerli kavmi olarak karşımıza çıkmaktadır. Hititler egemenlikleri altına aldıkları topraklardan söz ederken Hatti deyimini kullanmışlardır. Hattiler kendilerine özgü bir dil kullanan, bütün görüntüleri ile yerli bir kavimdir. Alacahöyük buluntularının gösterdiği gibi çok yüksek bir uygarlık düzeyine eriştikleri halde Hititlere yenilmekten kurtulamamışlardır. Eski Tunççağı’nın sonları ile Orta Tunç’un başlarında Neşa-Kaniş, Hattuş, Zalpa, Kuşşara, Puruşanda gibi yerli kent adlarının yanı sıra Hattilerden başka Luvi, Pala, Hurri gibi grupların varlığını daha sonra Hititlerce kaleme alınmış belgelerden öğreniyoruz. Bu kavimlerin hemen hepsi zamanla eyaletler halinde Hitit idari teşkilatına bağlanmışlardır. Bu yörede siyasal birleşme ve devlet kurma Hititler tarafından gerçekleşmiştir (MÖ 1650-146). Bu dönemin en önemli özelliği kent beyliklerinin yerini tek ve büyük bir merkezi devletin alması, Asurlu tüccarların sahneden çekilmesidir. Karışıklıklardan yararlanmasını bilen, siyasal bir güç olarak ortaya çıkan kavim Hititler olmuştur. Bu kavim, Anadolu’nun otantik halkından Hint-Avrupa dili konuşmaları bakımından ayrılırlar. 19. yüzyılda Boğazköy’ün keşfi ile varlığı kesinleşen kavme Hitit denmesinin nedeni şöyledir: MÖ 3000’nden beri Hatti ülkesi olarak bilinen toprakları, daha sonra da gerek kendileri gerekse Asur ve Mısırlılar aynı adla anmaktadırlar. Asurlular sık sık Hatti ülkesinden söz edip Mısırlıların Heta ile sürüp giden savaşlarını anlatırlar. Heta Mısır hiyograliflerindeki Ht’nin Sami dillerinde okunuşudur. İbranice kutsal kitapta da Hittimlerden söz edilir. 19. yüzyılın arkeoloji ve tarih bilimcileri bütün bu kaynaklardaki Hatti Ht ve Hittim kelimelerinin aynı adlar olduklarını kabul etmiş, Avrupa dillerine çevrilişinde Hitit’i kullanmışlardır. Hititli yazıcılar tarafından ele alınan çivi yazılı tabletlerde, Hitit Krallarının ataları olarak Pithana ve Anitta’dan söz edilmektedir. Bu iki kral Asur ticaret kolonilerinin geç safhalarında yaşamışlardır. İmparatorluk devrine kadar geçen 400 yıllık süreçte 19 kral Hitit Devleti’ne egemen olmuştur. Ancak bu krallardan pek azı hakkında gerekli bilgi edinilebilmekte çoğunluğu ise isim olmaktan öteye gidememektedir.14
Büyük Hitit Kralı Hattuşil eski Hattuş’u kendine başkent yaparak eski Hitit Krallığının temellerini attı. Eski Hitit Krallığı’nın yükseliş dönemi Orta Tunççağ’ının sonudur. Bu dönemde I. Hattuşil (MÖ 1650-1620) krallığın sınırlarını genişletti.15 Bu kral, Arzava ve Halep seferleri ile Hitit Devleti’nin Akdeniz ticaretine etkin olarak katılmasını sağlamıştır. Sınırları kuzeyde Karadeniz’e güneyde Halep, doğuda Fırat’a, batıda Ege’ye kadar genişletmiştir. Ölümünden sonra yerine geçen veliaht Murşili, zamanının en büyük kültür merkezi olan Babil’i alarak Hitit egemenliğini Mezopotamya’ya kadar uzatmıştır. Ancak I. Murşili Babil’den Hattuşaş’a döndüğünde kız kardeşinin kocası Hattili tarafından öldürülmüştür. Hattili’nin başa geçmesi ile Hitit sülalesi sona ermiş yeni bir gasp krallar devri başlamıştır. Bu dönem uluslararası siyasal ilişkilerin yoğun olduğu bir dönemdir. Eski Ön Asya’ya ait çivi yazılı arşivler arasında siyasal ilişkiler bakımından en önemli yeri Hitti başkenti Hattuşaş ile Mısır’ın başkenti Amarna’da bulunmuş belgeler almaktadır. Bu dönemin en büyük krallarından olan Şuppluliuma’yı (MÖ 1375) en çok uğraştıran kavim Çorum-Amasya illerinin kuzeyinde ve Kastamonu’nun kuzey doğusunda oturan Kaşkalılar olmuştur. Şuppluliuma, gerek Suriye seferleri sırasında gerekse bu seferlerden sonra, Kaşkalılarla uğraşmak zorunda kalmıştır. Hititler Suriye’deki küçük devletlere karşı siyasetlerini, Hitti mandası bir devlet olan Kargamış’tan idare etmektedir. I.Şuppluliuma Anadolu’da durumu sağlamlaştırdıktan ve bağımsız Mitanni Devleti’ni yıktıktan sonra iktidarının doruğuna yükselmiştir. Şuppluliuma yetenekli bir kumandan ve iyi bir idareci olması yanında iyi bir diplomattır. Kazandığı zaferlerle yetinmemiş yenik krallara kızlarını, kız kardeşlerini vererek bu kralları tam anlamıyla kendisine bağlamasını bilmiştir. Ayrıca birçok kentte oğullarını ve yakın akrabalarını küçük kral olarak tayin etmiştir.16
Şuppluliuma’nın ölümünden sonra, Hitit egemenliği altında bulunan Mitanni, Kizvatna ve Arzava gibi devletler bağımsızlıklarını kazanmaya çalıştılar. Kral Muvattaliş Suriye’yi ele geçirmeye çalıştı. Aynı zamanda Mısır Firavunu olan II. Ramses de Suriye’yi ele geçirmek istiyordu. Muvattaliş, Anadolu halklarını etrafında toplayarak ordusunu güçlendirdi.17 Hitit ordusunda 4500 harp arabası da vardı. Ramses’in ordusu ise 20,0000 kişi civarında idi. Kadeş Savaşını Mısırlılar kendilerinin kazandığını söylüyorsa da, harbin nedeni olan Amurra devleti Hititlere geri verildiğine göre, savaşın Mısırlılardan çok Hititler için bir zaferle sonuçlandığı anlaşılmaktadır. İki devlet arasında büyük barış ancak MÖ 1269 yılında yapılmıştır.
Hitit İmparatorluğu yaklaşık MÖ 1200 tarihlerinde seri akınlarla yıkılmıştır. Başkent Hattuşaş’ın Alacahöyük‘ün ve Alişar’ın yağma edildikten sonra günlerce süren yangınlara sahne olduğu yapılan arkeolojik kazılarla bilinmektedir. Hatti yurdunu her zaman taciz eden başkent Hattuşaş’ı iki kez yakıp yağmalayan Kaşkalıların mı yoksa batıdan gelen başka istilacıların mı bu güçlü imparatorluğu ortadan kaldırdığı tartışma konusudur. Kaşkalılara karşı büyük kraldan yardım isteyen yazışmalar Hitit Devleti’nin yıkılmasında Kaşkalıların payının büyük olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Hititlerden sonra bu bölgede egemen olan güç Frigler’dir. Çorum ilinde bugüne kadar yapılan kazılarda Frig yerleşmeleri ( M.Ö 8-6 yüzyıllarda) Pazarlı hariç hemen hepsi eski Hitit yerleşmeleri üzerinde görülmektedir. Bundan dolayı önceleri Friglerin Hitit İmparatorluğu’nu yıkmış olabileceği kanısı yaygındı. Bütün yerleşmelerde arada zamanla birikmiş yıkıntılar ile iki kültür arasında 300 yıl gibi farkın bulunması bu kanının doğru olamayacağını göstermektedir. Çorum’da Frig yerleşmeleri Boğazköy, Alacahöyük, Eskiyapar, Demircihöyük, Kalehisar ve Kalınkaya’da görülmektedir. Frigler yıllık tutmadıklarından bugüne kadar kalmış olan yazılı belge çok azdır. Friglerin Fenikelilerden almış oldukları bir yazı çeşidini kullandıkları Gordion’dan çıkan kalıntılardan anlaşılmaktadır. Ayrıca Çorum yöresinde Frig yazısına da rastlanmıştır. Alacahöyük ve Pazarlı’da bulunan yazıtlar dışında Kalehisar’da yüksek bir kayalığın üzerindeki sunak, çift başlı arkalığı ile Midas kentindeki Kybele-Attis taht sunaklarının benzeridir. Frigler MÖ 690’da Kimmerler tarafından yıkılmıştır. 18
Friglerden sonra, Çorum, Tokat, Amasya, Yozgat, Sivas, Nevşehir, Kayseri, Malatya illeri o dönem Pers hâkimiyetindeki Kapadokya sınırları içinde yer almaktaydı.19 Çorum ve civarının dahil olduğu bu satraplıkta sivil işleri yürütmekte bir başyazıcı ile yerel ordunun başında bir komutan bulunuyordu. Bu üç görevli tamamen birbirinden ayrı olarak Pers Krallığı’na bağlı olup saraydan doğrudan emir almakta idiler. Perslilerin Çorum’u da içine alan bu bölgeye özellikle önem verdikleri anlaşılmaktadır. Ticaret yollarının bulunması ve ekonomik potansiyelin yüksek olması verdikleri önemin sebepleri olabilir. Persliler, Anadolu’ya ayak bastıkları MÖ 6. yüzyıldan Darius III’ ün İskender’e yenilmesine kadar geçen 250 yıl süresince Kapadokya’ya Pers kültürünün ve dininin yerleşmesine özen göstermişlerdir. İskender’in Pers imparatorluğuna son vermesi ile yeni bir dönem başlamıştır. Helenistik çağ olarak adlandırılan bu dönem Anadolu için siyasal karışıklıklar dönemidir. Pont ve Kapadokya krallıkları yanı sıra birçok eyalet bağımsızlığını almış, Orta Avrupa’dan gelen Galatlar Anadolu’ya yerleşmişlerdir. Kapadokyalıların İskender’in hâkimiyetini kabul etmediği, gönderdiği Satraba baş kaldırarak Pers soylularından birini kral yapıp bağımsızlıklarını ilan ettikleri anlaşılmaktadır. MÖ 332-330 Ariates Çorum ilinin kuzey-doğusu ile Amasya illerini içine alan bölgede o dönemler için oldukça güçlü bir devlet kurmuştur.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ